Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir.
Türkçe Kur'an Çözümü
Biz hangi memlekete bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın şımarık zenginleri: "Muhakkak ki biz Risaletinizle gönderilen hakikat bilgisini kabul etmeyiz" (dediler).
Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali
Biz, herhangi bir ülkeye bir uyarıcı gönderdiğimizde mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, "Biz, size gönderilmiş şeyi inkar ediyoruz" demişlerdir.
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.
Mesaj: Kuran Çevirisi
Bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderirsek, elitleri, 'Sizin kendisiyle gönderildiğiniz mesajı reddediyoruz,' dediler.
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz her hangi bir memlekette (bir nezir) tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdikse her halde onun refah ile şımartılmış olanları dediler ki: "biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanıyamayız"
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Biz hiçbir memlekete gelecek tehlikeleri haber verici bir peygamber göndermedik, ille oranın refah erbabı: "Biz, sizin gönderdiğiniz şeylere küfr edicileriz" dediler.
Kur'an Mesajı
Nitekim, ne zaman bir topluma uyarıcı gönderdiysek, toplumun sefahata dalmış olan kesimi, "(Sahip olduğunuzu iddia ettiğiniz) mesajınızın hak olduğunu inkar ediyoruz!" derler;
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Bir ülkeye uyarıcı göndermedik ki oranın varlıklıları: -Biz, sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz demiş olmasınlar.
Kuran-ı Kerim ve Meali
Uyarmak üzere Peygamber gönderdiğimiz hiçbir belde yoktur ki, onların ileri gelen, varlıklı ve şımarık olanları: "Biz sizinle gönderilen şeyleri reddediyoruz, bunu böyle bilesiniz!" demiş olmasınlar.
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıkla şımarmış kimseleri: "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkar ediyoruz" dediler.
Kur'an-ı Kerim Meali
Biz, hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, onun servet ve refahla şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz, sizin elçilik yaptığınız şeyi inkar ediyoruz!"
Hayat Kitabı Kur’an
Ve ne zaman Biz bir topluma uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri "Sizinle gönderilen şeyin ısrarlı inkarcısıyız" derler.
Kerim Kur'an
Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın mutref[1] olanları: "Biz, sizin getirdiğiniz şeyleri küfrediyoruz." dediler.
Kerim Kur'an
Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın varlıklı olmalarıyla şımarmış ileri gelenleri[1]: "Biz, sizin getirdiğiniz şeylere inanmıyoruz." dediler.
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, orasının ellerine güç geçirmiş olanları, şöyle dediler: "Aslında, sizinle gönderileni inkar ediyoruz!"
Süleymaniye Vakfı Meali
Bir yere elçi gönderdiğimizde onların şımartılmış takımı şunu söyler: "Biz sizinle gönderilen şeyleri görmek istemiyoruz".
Mesaj: Kuran Çevirisi
Bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderirsek, elitleri, "Sizin kendisiyle gönderildiğiniz mesajı reddediyoruz" dediler.
Kur’an Meal-Tefsir
Biz ne zaman bir şehre bir uyarıcı gönderdiysek oranın şımarıkları[1] mutlaka "Biz size gönderilmiş olan her şeyi inkâr edicileriz!" demişlerdi.[2]
The Final Testament
Every time we sent a warner to a community, the leaders of that community said, "We reject the message you are sent with."
The Quran: A Monotheist Translation
And We do not send a warner to any town, except its carefree ones would say: "We reject what you have been sent with."
Quran: A Reformist Translation
We do not send a warner to any town, except its privileged hedonists would say, "We reject what you have been sent with."
The Clear Quran
Whenever We sent a warner to a society, its elite would say, "We truly reject what you have been sent with."
Tafhim commentary
We never sent a warner to any town but its wealthy ones said: "We disbelieve in the Message you have brought."[1]
Al- Muntakhab
We never sent a Messenger, a spectacle and a warning, to a nation but stood those with the riches similitude exact of your people O Muhammad and said to him "We do deny your mission and we do not acknowledge the message you proclaim",
(Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)
And We did not send into a city any warner except that its affluent said, "Indeed we, in that with which you were sent, are disbelievers. "
