13
SURE
Rad Suresi
⌄
⌄
1
2
(İsmi) Allah (olan), "HU"dur ki semaları (algılanan madde ötesi boyutları - bilinç {yedi nefs} mertebelerini) gördüğünüz bir şeye dayanaksız yükseltti (Farklı algılama sistemlerine dayalı farklı boyutlar meydana getirerek oluşturdu)! Sonra Arş üzerine istiva etti (Esma'sının özelliklerini Fiiller aleminde hükümran kıldı)! Güneş'i, Ay'ı hükmünün açığa çıkması için işlevlendirmiştir; her biri belli bir ömre sahip olarak işlevine devam eder. . . Hükmü doğrultusunda (her şeyi) oluşturur - yönlendirir; tüm detaylarıyla var eder; Rabbinizin likasına (hakikatinizdeki Rabbinizin Esma'sının açığa çıkışının farkındalığına) yakin sahibi olmanız için.
3
"HU", ki arzı yaydı (madde yapıyı - bedeni, kendisindekileri oluşturacak kapasiteyle meydana getirdi; konu dünyanın yuvarlaklığı değil, yeryüzü ve aynı zamanda bedenin yani madde boyutunun kapasitesidir); onda sabit dağlar (bedenin organları) ve nehirler (bilinçleri besleyen sürekli bilgi akışı - sinir sistemi) oluşturdu. . . Her semerattan (üretilmişten) onların eşi olan ikizini (birimin madde ve ötesi olan yapısını) oluşturdu. . . Geceyi gündüze (cehalet karanlığını ilmiyle aydınlığa, hakikatin seyredildiği yaşama) dönüştürür. . . Gerçek ki, bunlarda tefekkür eden bir topluluk için nice işaretler vardır.
4
Arzda (yeryüzünde - bedende) birbirine yaslanmış komşu kıtalar (veya organlar), üzümden bahçeler, ekinler ve çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. . . (Hepsi) (Bi-)ma-i vahid ile (TEK BİR İLİM'in kendilerinde açığa çıkmasıyla) sulanır (beslenir - hayatiyetini devam ettirir). . . Yemişlerinde (ürettikleri itibarıyla) onların bazısını bazısına üstün tutarız. İşte bunda aklını değerlendiren bir topluluk için elbette nice işaretler vardır.
5
Eğer (kavrayamadığından dolayı) şaşıyorsan (bu işaretlerimize); asıl şaşılacak olan, onların şu sözüdür: "Biz toprak olduktan sonra, halkı cedidde mi olacağız (yeni bir yaratılmayla yaşama devam mı edeceğiz)?". . . İşte bunlar Rablerinin hakikatleri olduğu bilgisini inkar edenlerdir (Allah Esma'sı hakikatleri olduğu için sonsuza dek ölümsüz yaşayacaklarını kavrayamayanlardır)! Boyunlarında bukağılar (halkalar - karınlarındaki ikinci beyinin oluşturduğu madde bedenden ibaret olma düşüncesinin esirleri) olanlar da bunlardır! Bunlar Ateş (yanma) ehlidir. . . Onlar orada sonsuz yaşarlar!
6
Senden iyilik beklemek yerine, bir an önce belalarını isterler. . . (Oysa) onlardan önce, ders almaları gereken nice geçmiş topluluklar cezalandırıldılar. Muhakkak ki senin Rabbin zulümlerine rağmen insanlara mağfiret sahibidir. . . Muhakkak ki senin Rabbin Şediyd ül 'Ikab'dır (işlenen suçun sonucunu en şiddetli şekilde yaşatandır).
7
8
9
10
11
Onun (tüm açığa çıkardıklarını), önünden arkasından Allah hükmüyle muhafaza eden (kaydeden) kesintisiz izleyici sistemi (kuvveleri - melekleri) vardır. . . Muhakkak ki Allah, bir toplumun yaşam biçimini, onlar kendi nefslerini (anlayışlarını - değer yargılarını) değiştirmedikçe, değiştirmez! Allah bir topluma bir felaket irade etti mi, artık onun geri çevrilmesi yoktur! Onlar için O'ndan başka yardım edici dost yoktur.
12
"HU", ki size korku ve umut olarak şimşeği (beyninizde bir an parlayan bir fikri) gösteren, (ilim ve marifet ile) yüklü bulutları inşa eden. . . ("Size korku ve ümit. . . " diye başlayan bu ve sonraki ayetler benzetme yoluyla insandaki çeşitli halleri anlatmasına rağmen, birçokları tarafından gerçekten göksel olaylar olarak anlaşılmıştır. A. H. )
13
Ra'd (gök gürültüsü - İnsan-ı Kamil'in düşünsel boyutta keşfettikleri {salsal-i ceres, Abdülkerim Ciyli, İnsan-ı Kamil}) O'nun Hamdı olarak tespih eder; Melekler (kainatta - insanda mevcut kuvveler) ise O'nun hükümranlığı altında (tespih eder - kulluklarını yerine getirir). . . Onlar, Allah hakkında (benlikten kaynaklanan fikirle) mücadele edip dururlarken; (O) yıldırımları (hakikati bilgisinin çarpmasını) irsal eder de, onlarla, dilediğine bunu yaşatır! O, Şediyd ül Mıhal'dır (şiddetle uygulanan Sünnetullah sistemi vardır; değiştirilmesi müdahale edilmesi mümkün olmayan).
14
Hak davet "HU"yadır! Yönelip yardım istedikleri O'nun dunundakilerden, onlara hiçbir şekilde cevap gelmez (çünkü asla var olmadılar)! (Onların durumu) ancak, su içmek isteyip de yalnızca suya elini açanın hali gibidir. . . (Çeşme olmadığından) o su ona ulaşacak değildir! Hakikat bilgisini inkar edenlerin duası ancak sapkınlık ve boşadır!
15
16
De ki: "Semalar ve Arz'ın Rabbi kim?" De ki: "Allah"! De ki: "O'nun dununda, kendi nefslerine bir fayda veya zararı olmayan veliler mi edindiniz?" De ki: "Kör ile gören eşit olur mu? Yahut karanlıklar ile Nur eşit olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun yarattığı gibi yaratan; yaratma sistemi O'nunkine benzeyen ortaklar mı düşünüyorlar? De ki: "Allah'tır, her şeyin Yaratanıdır. . . "HU" Vahid'dir, Kahhar'dır. "
17
Semadan bir su (Esma özellikleri) inzal etti de vadiler (Esma bileşimi olan birimsel yapılar) kendi Bi-kaderlerince (terkibiyetlerindeki kuvvelerin miktarlarınca) sel olup (düşünsel yaşamları) aktı. . . O sel, üste çıkan köpüğü (maddesel hayatı) yüklenmiş taşır. . . Bir süs veya bir zinet arzulayarak ateşte yakıp erittiklerinden olan da bunun misli bir köpüktür. Köpük gereksiz fazlalık olarak atılır gider; işte Allah, Hak ile batılı böylece misallendirir. . . Fakat insanlara faydalı olan şeye gelince, (işte o) arzda kalır. . . İşte Allah, böyle misalleri verir.
18
Rablerine icabet edenlere (hakikatlerine yönelenlere) Hüsna (cennet - varlıklarındaki Esma kuvvelerinin açığa çıkış güzelliklerini yaşamak) vardır. . . O'na icabet etmeyenlere gelince, eğer ki arzdakilerin tamamı ve onunla beraber bir misli daha onların olsa elbette (Bi-)onu fidye verirlerdi (yaşayacakları mahrumiyet azabından kurtulmak için). . . İşte yaşam muhasebesi sonucunun en kötüsü onlar içindir. . . Onların barınakları Cehennem'dir. . . Ne kötü yataktır o!
19
20
21
22
Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbani kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak sabrettiler (mevcut şartlarına); salatı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular. . . Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler. . . İşte onlarındır geleceğin vatanı!
23
(Geleceğin yurdu) Adn cennetleridir (hakikatlerindeki Esma kuvveleriyle bilinçli olarak Yaşama mertebesi). . . Ana-babalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salaha erenler (düzelip uyumlu halde yaşayanlar) ile BİRlikte (aynı hakikati yaşayarak) oraya girerler. . . Melekler de her kapıdan onların üzerine girerler (o boyutun yaşamı için gerekli kuvveler de her kanaldan kendilerinde açığa çıkar)!
24
25
Misaklarına rağmen (yaratılışlarındaki mutlak teslimiyet fıtratına rağmen) sonradan Allah Ahdini (şartlandırılmaları ya da bilgileri yanlış değerlendirmeleri yüzünden) bozanlar; Allah'ın (şirk anlayışının kaldırılarak) BİRleştirilmesini/vusulünü emrettiği şeyi kesip koparanlar (oluşmuş benliğin orijin benden ayrı bir yapı olduğunu kabul edenler) ve arzda (bedeni amacına uygun kullanmayarak, karındaki beyinin esiri olarak) ifsad yapanlara gelince, işte Allah'tan uzaklaştırılmışlık (hakikatlerine bahşedilmiş Esma kuvvelerinden uzak düşmek) onlar içindir! Vatanın kötüsü de onlaradır!
26
27
28
29
30
31
Eğer ki, kendisi (okunarak) dağların yürütüldüğü yahut arzın parça parça edildiği veya kendisiyle ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı bu (gene iman etmezlerdi)! Hayır, Hüküm tümüyle Allah'ındır! İman edenler açıkça bilmediler mi, eğer Allah dileseydi elbette insanların hepsini hakikate erdirirdi! Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, kendi eserleri dolayısıyla; kendilerine veya yurtlarının yakınına bir musibet isabet etmekten geri kalmaz. . . Ta ki Allah vaadi gelinceye kadar. . . Muhakkak ki Allah vaadinden dönmez!
32
33
O, her nefsin açığa çıkardığının getirisini oluşturan(ken), (tutup) Allah'a ortaklar koştular. . . De ki: "Onları isimlendirin! Yoksa siz O'na arzda bilmediği şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş laf mı ediyorsunuz?". . . Hayır, hakikat bilgisini inkar edenlere mekrleri süslendi ve Es Sebiyl'den (Allah yolundan) alıkondular. . . Allah kimi saptırırsa, artık onun için hakikate erdirici yoktur!
34
35
36
37
38
39
40
41
Görmediler mi ki, biz arzı (fiziksel bedeni) her taraftan aşındırıyoruz (ta ki yaşlanır ve ölür; bir başka anlam, arzın global tükenişe gitmesi kozmik veya iklim şartlarıyla; ya da o devirdeki müşriklerin günden güne tükenişi). . . (Bunu) Allah hükmeder; O'nun hükmünü takip edici (bozup değiştirici) yoktur. . . O, oluşanların sonucuna göre bir sonraki aşamayı anında oluşturandır.
42