16
SURE

Nahl Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Allah hükmü gelmiştir; (görmeniz için) aceleye gerek yok! O, onların şirk koştuklarından Subhan'dır, Ali'dir.
2
O, şe'ninden olan hakikat ilmini, kuvveleriyle kullarından dilediğine inzal ederek (buyurur ki): "Şu gerçekle uyarın: Tanrı yok; sadece Ben! O halde benden çekinin!"
3
Semaları ve arzı Hak olarak (El Esma ül Hüsna'sıyla) yarattı. . . Onların ortak koştuklarından Ali'dir!
4
İnsanı bir spermden yarattı. . . Bir de bakarsın ki o apaçık bir kafa tutan olmuş!
5
Evcil hayvanları da O yarattı. . . Onlarda sizin için dif (enerji ve giysi) ve başka faydalar vardır. . . Onlardan yersiniz de.
6
Akşamları (otlağından) getirdiğinizde ve sabahları (o otlağa) saldığınızda onlarda sizin için bir güzellik vardır.
7
Yüklerinizi taşırlar; (onlarsız) meşakkatsiz ulaşamayacağınız pek çok yere ulaştırırlar! Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.
8
Onlara binmeniz ve bir zevk almanız için atları, katırları ve eşekleri de (yarattı). . . Daha bilmediğiniz neler yaratır.
9
Hedefe giden yol Allah'adır! Ondan sapan da vardır. . . Eğer dileseydi elbette sizi toptan hakikate erdirirdi!
10
"HU"; ki sizin için semadan bir su indirdi. . . İçilen de ondandır, (hayvanları) otlatmakta olduğunuz bitkiler de ondandır.
11
Onunla (o su ile) sizin için ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her türlüsünden bitirir. Muhakkak ki bunlarda düşünen toplum için bir işaret vardır!
12
Geceyi, gündüzü, Güneş'i (enerji kaynağı olması) ve Ay'ı (çekim gücüyle hormonları harekete geçirip tüm duyularınızı etkilemesi ile) size hizmet veren kıldı. . . Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O'nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir. . . Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen topluluk için bir işaret vardır!
13
Gene sizin için arzda, muhtelif renklerde yarattığı şeyleri de (size hizmet veren kılmıştır). . . Muhakkak ki bu işaret üzerinde düşünecekler için ne dersler var!
14
"HU"; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi. . . Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün. . . O'nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.
15
Sizi sarsmaması için arzda sabit dağlar (sabit işlevli organlar); yolunuzu bulup hakikate eresiniz diye nehirler (ilim akıtan zevat) ve (meşrebinize uygun) yollar (anlayışlar) oluşturdu.
16
Daha nice alametler! Necm (yıldız - hakikat ehli {ashabım gökteki yıldıza benzer; hangisine uyarsanız hakikate erdirir. . . hadisi}) olarak hakikate erdirir!
17
Yaratan, yaratmayan gibi midir? Düşünüp değerlendiremiyor musunuz?
18
Eğer Allah nimetlerini saymaya kalksanız, onların ne olduğunu bilerek saymayı başaramazsınız! Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
19
Allah gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir.
20
Allah dununda yöneldikleri, kendileri yaratılmış oldukları için bir şey yaratamazlar.
21
Hayy (hakikat ilmi) olmayan (yaşayan) ölülerdir. . . Ne zaman ba's olunacaklarının da (yeni bir yapıyla yaratılacaklarının) şuurunda değildirler.
22
İlah olarak düşündüğünüz, Uluhiyet sahibi BİR'dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkar kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)!
23
Elbette ki Allah gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir. . . Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez.
24
Onlara: "Rabbiniz ne inzal etti?" denildiğinde, "Öncekilerin efsanelerini" dediler.
25
Kıyamet günü hem kendi veballerini bütünüyle yüklenip taşımaları ve ilimsizce saptırdıkları kimselerin veballerinden de (bir kısmını) yüklenmeleri için (böyle söylerler). . . Kesinlikle bilin ki, yüklendikleri ne kötüdür!
26
Onlardan öncekiler mekr yaptı. . . Allah, onların binalarına temellerinden geldi! Tavan, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkında olmadıkları taraftan geldi (umulmadık noktadan girip, umulmadık yerden yıktı)!
27
Sonra kıyamet sürecinde onları rezil - rüsva eder ve der ki: "Nerede onlar yüzünden bana karşı çıkıp düşman kesildiğiniz ortaklarım?". . . Kendilerine ilim verilenler: "Bugün rezil - rüsvalık ve kötülük, hakikat bilgisini inkar edenleredir" dediler.
28
Nefslerine zulmedici olarak (şirk ile) yaşarken meleklerin vefat ettirdiği kimseler: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. . . "Hayır! Muhakkak ki Allah yaptıklarınızı Aliym'dir. "
29
"O halde, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere cehennemin kapılarına girin! Mütekebbirun'un (benlikli - kibirlilerin) yeri ne kötüdür!"
30
Allah'tan korunanlara: "Rabbiniz ne inzal etti?" denildi. . . "Hayır" dediler. . . Şu dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. . . Gelecekteki vatan ise elbette daha hayırlıdır. . . Muttakilerin vatanı ne güzeldir!
31
(Muttakilerin vatanı) Adn cennetleri. . . Altlarından nehirler akan o cennetlere dahil olurlar. . . Orada her diledikleri kendilerinindir. . . Allah, takva ehlini işte böyle cezalandırır!
32
Melekler, temiz inançlı oldukları halde vefat ettirdiği (bedenden ayırdığı) o kimselere: "Selamun aleyküm! Yaptıklarınızın getirisi olarak, girin cennete!" derler.
33
(Onlar iman etmek için) ille meleklerin gelmesini (fiziki ölüm) yahut Rabbinin hükmünün (bir azabın) gelmesini mi bekliyorlar?. . Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı! Allah onlara zulmetmedi; onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
34
Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isabet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.
35
Şirk koşanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi biz de atalarımız da O'ndan başka bir şeye tapınmaz ve O'nun dediğinden başka bir şeyi haram etmezdik". . . Kendilerinden öncekiler de işte böyle yapmıştı. . . Rasullerin görevi, apaçık tebliğden başka ne olabilir?
36
Andolsun ki, her ümmet içinde: "Allah'a kulluk edin ve taguttan kaçının!" diye bir Rasul ba's ettik. . . Onlardan kimine Allah hidayet etti. . . Onlardan kiminin de üzerine dalalet hak oldu. . . (Hadi) arzda seyredin (gezinin) de yalanlayanların sonu nasıl oldu bakın?
37
Onların hakikate ermeleri için hırs yapsan da; Allah, saptırdığı kimseyi hakikate erdirmez! Onların hiçbir yardımcıları yoktur.
38
(Onlar) en ağır yeminleri ile: "Allah, ölen kimseyi ba'setmez" diye Allah adına yemin ettiler. . . Hayır, O'nun üzerine hak bir vaattir (ki ölen, vefatın hemen sonraki anında ba'solacaktır ölümü tatmış olarak)! Fakat insanların çoğunluğu bilmezler.
39
Hakkında ihtilaf ettikleri şeyi kendilerine açıklasın ve hakikat bilgisini inkar edenler kendilerinin yalancılar olduklarını bilsin diye (her ölümü tadanı ba'sedecektir).
40
Bir şeyi (olmasını) irade ettiğimizde kavlimiz ona yalnızca: "Ol" dememizdir. . . (Artık) o olur!
41
Zulmedildikten sonra Allah'ta muhacir olanlara gelince; elbette onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. . . Gelecekteki mükafatı ise elbette çok büyüktür. Eğer bilselerdi!
42
Onlar ki, sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler.
43
Senden önce, kendilerine erkeklerden başkasını, vahiy ile irsal etmedik. . . Eğer bilmiyorsanız, geçmiş hakkında bilgi sahibi kişilere sorun.
44
Apaçık deliller, mucizeler ve Zeburlar (hikmet bilgileri) ile (irsal ettik). . . Sana da Zikri (hatırlatıcıyı) inzal ettik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve onlar da tefekkür etsinler.
45
Kötülükleri yapmak için planlayıp tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini arza batırmayacağından yahut fark edemedikleri bir taraftan kendilerine azap gelmeyeceğinden emin mi oldular?
46
Yahut onları dönüp dolaşırlarken aniden yakalamayacağından (emin mi oldular)? Onlar (Allah'ı) aciz bırakamazlar!
47
Yahut yavaş yavaş tüketerek yakalamayacağından (yana emin mi oldular)? Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.
48
Allah'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki, gölgeleri (varlıkları) boyun bükerek, Allah'a (hakikatleri olan Esma'ya) secde eder halde, sağdan (hidayet) ve sollardan (dalalet) döner durur.
49
Semalar ve arzda bulunan (tüm) canlılar ve melaike (ruhani ve cismani alemlere ait varlıklar ve kuvveler), hiç kibirlenmeksizin (benliğe kapılmaksızın) Allah'a secde ederler (Allah'a mutlak teslimiyet halindedirler). (49. ayet secde ayetidir. )
50
Derunlarından hükmeden Rablerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar.
51
Allah buyurdu ki: "İki ilah edinmeyin! 'HU', sadece Uluhiyet sahibi BİR'dir (cüzlere ayrılmayı ya da cüzlerin bütünü olmayı kabul etmeyen "TEK"illiktir). . . O halde yalnız Ben'den korkun. "
52
Semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir! Din de daimi - ebedi - yalnız O'nundur! Allah'ın gayrından mı sakınıyorsunuz?
53
Nimetten neyiniz varsa Allah'tandır! Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman O'na yakarırsınız.
54
Sonra (Allah) sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman, bir de bakarsın ki sizden bir kısmı hemen Rablerine ortak koşarlar (o sıkıntının kalkışını Rablerine değil, başka bir tesire bağlarlar).
55
Kendilerine verdiğimize nankörlük etmek için (böyle yaparlar). . . O halde zevklenin. . . Yakında bileceksiniz.
56
Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden hayali tanrılarına bir pay ayırırlar. . . Tallahi (hayret ihtiva eden yemin türü), yaptığınız uydurmalardan elbette sorgulanacaksınız!
57
Kız çocuklarını da Allah'a nispet ederler. . . Subhan'dır "HU"! ("HU", münezzehtir bu yakıştırmadan)! Hoşlarına gideni de (erkek çocukları) kendilerine. . .
58
Onlardan biri dişi ile müjdelendiğinde, öfkeli bir halde, yüzü simsiyah kesilir!
59
Kendisi ile müjdelendiği şeyin (ona göre) kötülüğünden (dolayı), halkından gizlenir. . . (Kız çocuğu oldu diye) horlanmayı göze alıp onu tutacak mı; yoksa onu toprağın içinde gizleyip saklayacak mı (diri diri toprağa mı gömecek)? Kesinlikle biline ki, hükmettikleri şey çok kötüdür!
60
Kötü sıfatlar, sonsuz yaşam süreçlerine iman etmeyenler içindir. . . En mükemmel sıfatlar da Allah içindir! O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
61
Eğer Allah insanları zulümlerinden dolayı sorumlu tutup sonucunu hemen yaşatsaydı, (arz) üzerinde hiçbir DABBE (insan değil insan bedeni) bırakmazdı! Fakat onları hükmedilmiş bir vakte tehir ediyor. . . Ecelleri geldiği vakit de ne bir saat geri kalırlar, ne de öne geçebilirler.
62
(Müşrikler) hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırırlar (melekler kızlarıdır diyerek). . . Üstelik de yalan söyleyip, en güzel geleceğin kendilerine ait olduğunu iddia ederler. Şüphesiz onlara ateş vardır ve onlar en önde götürüleceklerdir.
63
Tallahi. . . Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de irsal ettik de, şeytan onlara yaptıklarını süsledi (Rasullerin bildirdiklerini inkar ettiler)! O (şeytan - vehim) bugün (de) onların velisidir. . . Onlar için acı bir azap vardır.
64
Biz sana bu BİLGİyi (Kitabı) karşı çıktıkları şeyi (hakikati) kendilerine açıklayasın diye ve iman eden bir topluma da hidayet (hakikat bilgisi) ve rahmet olarak inzal ettik.
65
Allah, semadan (kişinin hakikatinden) bir su (ilim) inzal etti de onunla arzı (bedeni), ölümünden (şuursuz - kendini sadece beden sanarak yaşama halinden) sonra diriltti (Allah Esma'sıyla var olan sonsuz yaşama sahip olduğunu fark ettirdi). . . Muhakkak ki bu, duyduğunu değerlendirecek kişiler için önemli işarettir!
66
En'amda (kurban olabilecek hayvanlarda) da sizin için bir ibret vardır. . . Size onun (en'amın - hayvanın) karınlarındaki pislik ve kan arasından, lezzetle boğazdan geçen, halis bir süt içiririz.
67
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem sarhoşluk veren içecekler hem de güzel bir gıda edinirsiniz. . . Bu olayda da aklını kullananlar için bir ibret vardır.
68
Rabbin bal arısına vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve yaptıkları kovanlardan evler edin!" (Düşünen beyinlere, arının {ve diğer mahlukatın} nasıl vahiy aldığı, bunun nasıl ve ne anlama geldiği konusu, çok şeyler açar. A. H. )
69
"Sonra, her çiçekten ye de programının gereği, varoluşunu meydana getiren Esma'nın gereği şekilde onu değerlendir". . . Onun karnından, renkleri muhtelif bir içecek çıkar ki, onun içinde insanlar için şifa vardır. . . Bu olayda da aklını kullananlar için bir ibret vardır!
70
Allah sizi yarattı. . . Sonra sizi vefat ettirir (öldürür değil vefat ettirir)! Kiminiz de erzel-i ömür'e (ömrün düşkünlük çağına) bırakılır; bildiklerini artık düşünemeyecek devreye. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Kaadir'dir.
71
Allah, yaşam gıdanız konusunda kiminizi kiminizden üstün tuttu. . . Üstün tutulan kimseler yaşam gıdalarını, sorumlu olduklarıyla hakkıyla paylaşmıyor. . . (Oysa) onlar onda eşittirler. . . Allah nimetini (yaşam gıdalarını, ben kazandım, benim; diyerek, hatta benliklerini de böylece Allah'a eş koşarak) bilerek inkar mı ediyorlar?
72
Allah sizin için kendi nefslerinizden eşler oluşturdu. . . Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar meydana getirdi. . . Sizi temiz gıdalarla besledi. . . (Durum bu iken kalkıp) aslı olmayana mı iman ediyorlar? Onlar Allah nimetine küfür mü ediyorlar?
73
Semalardan ve arzdan Allah dunundaki, kendileri için bir şeye malik olmayan ve kudreti olmayan şeylere tapınıyorlar!
74
Allah için emsal düşünmeyin! (Allah, "HU"dur!). . . Allah bilir ve siz bilmezsiniz.
75
Allah (şöyle) bir misal veriyor: Bir şeye gücü yetmeyen köle ile kendisini bizden güzel bir yaşam gıdası ile beslediğimiz ve ondan gizli ve açık başkalarına bağışta bulunan kişi. . . Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd, Allah'a aittir! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler.
76
Allah şu iki kişiyi de misal verdi: Bunlardan biri konuşmasını bilmez, bir şeye kudreti yoktur; efendisi yanında yüktür. . . Onu hangi işe yönlendirse bir hayırla gelmez. . . Hiç bu, elindekinin hakkını veren ve kendisi doğru yolda yürüyen kişi ile eşit olur mu?
77
Semaların ve arzın algılanamayanları Allah içindir. . . O Saat'in (kıyametin) oluşması hükmü (Allah'a göre) bir göz kırpması gibi yahut daha da yakındır! Muhakkak ki Allah her şeye Kaadir'dir.
78
Allah sizi analarınızın karınlarından bir şey bilmez bir halde çıkardı. . . Değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye, size sem' (algılama), basarlar (görüp değerlendirme) ve fuadlar (Esma mana özelliklerinin beyne yansıtıcıları - kalp nöronları) verdi.
79
Havada Allah hükmüne uymakta olan kuşları görmüyorlar mı? Onları Allah'tan (Esma'sının kuvvelerinden) başkası tutmuyor. . . Bu işaretlerde de aklını kullananlar için bir ibret vardır!
80
Allah evlerinizi sizin için huzur ve güvenle yaşam ortamı kıldı. . . Sizin için hayvanların derilerinden, yolculukta veya oturmak için kolayca taşıyıp kullanacağınız çadırlar; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından ev-giyim eşyası ve muayyen bir süreye kadar faydalanma nasip etti.
81
Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan sığınıp barınılacak yerler oluşturdu; sizin için, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta koruyan zırhlar yarattı. . . İşte böylece üzerinize nimetini tamamlıyor ki müslimler olasınız!
82
(Rasulüm) eğer yüz çevirirlerse senden, sana düşen sadece apaçık tebliğdir!
83
(Onlar) Allah nimetini (Hz. Rasulullah'ı) tanırlar, sonra da O'nu inkar ederler. . . Onların ekseriyeti hakikat bilgisini inkar edenlerdir.
84
O süreçte, her ümmetten bir şahit çıkartırız. . . Hakikat bilgisini inkar edenlere izin de verilmez ve onlardan mazeret de istenilmez.
85
Zulmedenler azapla karşılaştıklarında, kendilerine hafifletilmez ve onlara bakılmaz.
86
Şirk koşanlar, ortak koştuklarını gördükleri vakit: "Rabbimiz! İşte bunlar Sana denk olmayan, isimlendirip tanrılık atfettiğimiz ortaklarımız" dediler. . . (Ortakları da) onlara sataşır: "Muhakkak ki siz yalancılarsınız. "
87
O gün, uydurdukları (kurguladıkları, hayal ürünü) şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş; Allah'a (sistemin - Sünnetullah'ın gerçeklerine) teslim olmuşlardır!
88
Hakikat bilgisini inkar edenleri ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanları; bozgunculukları dolayısıyla, azabın ötesinde bir azap ile kat kat cezalandıracağız.
89
O süreçte, her ümmet içinde, kendi nefslerinden aleyhlerine bir şahit ba'sederiz. . . Seni de bunların üzerine bir şahit getirdik! Sana bu Bilgiyi (Kitabı); her şeyi açıklayan, bir (yaşam) kılavuzu, bir rahmet ve teslimiyetlerinin farkındalığına ermişler için bir müjde olmak üzere, kısım kısım indirdik.
90
Muhakkak ki Allah, hakkını vermeyi, ihsanı (iyilik yapmayı) ve yakınlara cömert olmayı hükmeder. . . Fahşadan (nefsani davranışlardan), münkerden (imanın gereklerine ters düşen fiillerden) ve bagiyden (zulüm ve hakka tecavüz) nehyeder. . . Düşünüp değerlendirmeniz için öğüt veriyor.
91
Sözleştiğiniz zaman, Allah adına olan ahdinizi hakkıyla yerine getirin. . . Yeminleri, kesinleştirdikten sonra bozmayın. . . (Zira yeminlerinizle) Allah'ı kefil kıldınız! Muhakkak ki Allah işlediklerinizi bilir.
92
İpliğini kuvvetle büktükten sonra söküp çözen (kadın) gibi olmayın. . . Bir toplum diğerinden daha kalabalık diye, yeminlerinizi aldatma vasıtası ediniyorsunuz. . . Allah o yeminlerinizle sizi yalnızca imtihan eder (ki ne olduğunuz ortaya çıksın da, yarın itiraz edemeyesiniz). . . Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi kıyamet sürecinde size açıklayacaktır.
93
Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir inanca sahip toplum kılardı. . . Fakat (Allah), dilediğini saptırır ve dilediğini de hakikate erdirir. . . Yaptıklarınızın sonuçlarını yaşayacaksınız!
94
Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı olarak kullanmayın! (Aksi takdirde, İslam'da) sağlamca yer almışken ayağınız kayar ve Allah yolundan saptığınız için kötülüğü tadarsınız. . . Sizin için çok büyük azap oluşur.
95
Az bir pahaya Allah ahdini satmayın. . . Eğer bilirseniz, Allah indindeki sizin için daha hayırlıdır.
96
Sizin indinizdeki tükenir. . . Allah indindeki ise bakidir. . . Sabredenlere gelince, elbette onların yaptıklarının sonucunu, yapmakta olduklarından daha güzeli ile karşılarız.
97
İster erkek ister kadın olsun, kim iman ederek imanın gereği fiiller ortaya koyarsa elbette biz ona temiz-pak bir hayat yaşatırız. . . Onlara elbette yaptıklarının daha güzeliyle karşılıklarını veririz.
98
Kur'an okuyacağın zaman, (vehimle seni yanlış değerlendirmelere sokması muhtemel) şeytan-ı racim'den (kendini beden kabullenmenin getirisi fikirlerden), Allah'a sığın.
99
Gerçektir ki, onun (şeytanın) iman eden ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde bir sultası (gücü) yoktur!
100
Onun sultası, sadece, kendisini veli edinenler (ilham ettiği fikirlere uyanlar) ve Rablerine ortak koşanlaradır!
101
Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimizde, "Sen yalnızca bir iftiracısın!" dediler. Allah neyi inzal ettiğini daha iyi bilir! Bilakis, onların çoğunluğu bilmezler.
102
De ki: "O'nu, Ruh-ül Kuds (Cibril ismi verilmiş kuvve; El Esma'dan ilim kuvvesi), senin Rabbinden (hakikatini oluşturan Esma bileşiminden) Hak olarak indirmiştir. . . İman edenlere direnç vermek ve müslimler için de kılavuz ve müjde olarak. "
103
Andolsun ki: "Onu ancak bir beşer öğretiyor" demelerini biliyoruz. . . Hak'tan saparak kendisine nispet ettikleri kimsenin dili, Arapçayı iyi konuşamayan bir dildir. . . Bu ise apaçık Arapça bir lisandır.
104
Muhakkak ki Allah, kendini dillendiren işaretlerine iman etmeyenleri, hakikate erdirmez. . . Onlara acı bir azap vardır.
105
Yalanı uyduranlar, yalnızca, Allah'ın kendini dillendiren işaretlerine iman etmeyenlerdir. . . Yalancıların ta kendileri işte bunlardır!
106
Kalbi imanla mutmain olduğu halde, (küfre) zorlanan hariç, kim imanından sonra Allah'a küfrederse ve küfre sinesini açar ise, işte Allah gazabı onun üzerinedir! Kendilerine çok büyük azap vardır.
107
Bunun sebebi, onların (sınırlı - sefil) dünya hayatını sonsuz geleceğe tercih etmeleri; Allah'ın hakikat bilgisini inkar edenler topluluğunu hakikate erdirmemesidir.
108
İşte bunlar, Allah'ın, kalplerini, işitme (algılama) kuvvelerini, basiretlerini (değerlendirme kuvvelerini) kilitlediği kimselerdir! Onlar kozalarında yaşayanların ta kendileridir!
109
Gerçek şu ki, onlar gelecek yaşam boyutunda hüsrana uğrayanların ta kendileridir!
110
Sonra, muhakkak ki Rabbin, belaya maruz bırakıldıktan sonra hicret edenlerin; sonra mücahede edenlerin ve sabredenlerin (yanındadır). . . Daha sonra (da) Rabbin muhakkak ki Ğafur'dur, Rahıym'dir.
111
O süreç ki, her nefs kendini kurtarmak için mücadele eder. . . Her nefse yaptığı şeylerin karşılığı tam verilir. . . Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
112
Allah bir şehri misal verdi: Güvenli ve mutlu idi. . . Onun yaşam gıdası her taraftan bol bol geliyordu. . . Fakat o (halk) Allah nimetlerine nankörlük etti (Sünnetullah gereği perdelilik oluşturan, fiiller yaptı). . . Allah da kendilerine yapıp-ürettikleri dolayısıyla açlık ve korku libasını tattırdı.
113
Andolsun ki onlara kendilerinden bir Rasul geldi de Onu yalanladılar! Zalimler oldukları halde, azap kendilerini yakaladı.
114
Allah'ın size yaşam gıdası olarak verdiklerinden helal ve temiz şeyleri yeyin ve Allah nimetine şükredin; eğer O'na kulluk ettiğinizin farkındaysanız!
115
(Allah) size yalnızca ölmüş hayvan etini (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan gayrı adına boğazlananı haram etmiştir. . . Ama kim zorda kalırsa helal saymayarak ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın (bunlardan yiyebilir). . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
116
Aklınıza esen yalanı uydurup, "Şu helaldir ve şu haramdır" demeyin. . . Çünkü Allah'a iftira atmış olursunuz! Muhakkak ki, Allah üzerine yalan uyduranlar kurtulmazlar!
117
Az bir faydalanma (yüzünden)!. . Onlara (gelecekte) acı bir azap vardır.
118
Biz daha önce sana hikaye edip anlattığımız şeyleri, Yahudi olanlar üzerine de haram etmiştik. . . Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
119
Sonra, muhakkak ki Rabbin, bilgisizlikten ötürü kötülük yapıp, bunun arkasından tövbe ederek düzelenlerin tövbelerini gerçekleştirir. . . Rabbin, bunun sonrasında Ğafur'dur, Rahıym'dir.
120
Muhakkak ki İbrahim bir ümmet idi. . . Allah'a itaatkardı. . . Hanif'ti (Allah yanı sıra tanrı kabul etmeyen). . . (O), müşriklerden (Allah'a ortak koşanlardan) olmadı.
121
O'nun nimetlerine şükredendi. . . (O), Onu seçmiş ve Onu sırat-ı müstakime yönlendirmişti.
122
Biz Ona dünyada güzellikler verdik. . . O, sonsuz gelecek yaşamda da salihlerdendir.
123
Sonra, biz sana: "Hanif olarak İbrahim'in milletine (Din anlayışına) tabi ol. . . O, müşriklerden olmadı" diye vahyettik.
124
Es Sebt (Cumartesi Günü kutsallığı), sadece onda ayrılığa düşmüş kimseler (İsrailoğulları) üzerine (farz) kılındı. . . Muhakkak ki Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şey hakkında onlar arasında elbette hüküm verecektir.
125
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğüt ile davet et. . . Onlarla en güzel şekilde mücadele et. . . Muhakkak ki Rabbin, "HU"; yolundan sapanı daha iyi bilir (O). . . Daha iyi bilir "HU", doğru yola erenleri!
126
Şayet kötülüğün sonucunu yaşatacaksanız, size yapılan azabın benzeri ile sonucunu yaşatın. . . Eğer sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.
127
Güven ve dayan! Senin sabrın, yalnızca Allah'ladır! Onlar üzerine mahzun olma! Kurmakta oldukları tuzaklarından sıkıntı duyma!
128
Kesinlikle Allah korunanlar ve muhsinlerle (Allah için yaşamakta olduğunun farkındalığında olanlarla) beraberdir.