29
SURE

Ankebut Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
ELİF! LÂM! MÎM!
2
Bu insanlar, inandık deyince rahat bırakılacaklarını, sıkıntıya sokulmayacaklarını mı sanıyorlar?
3
Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.
4
Kötü işler yapanlar, elimizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne de kötü karar veriyorlar!
5
Kim Allah ile karşılaşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın belirlediği vakit elbette gelecektir. O işitendir, bilendir.
6
Mücadele(cihad) eden kendi için mücadele eder. Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur.
7
İnanmış ve iyi işler yapmış olanların kötülüklerini elbette örteceğiz. Elbette onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirecegiz.
8
İnsana ana-babasına iyi davranma görevi yükledik. Ama bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana eş koşman için sana baskı yaparlarsa sakın boyun eğme. Hepinizin dönüşü banadır. Ben de neler yaptığınızı, o zaman size bildireceğim.
9
İnanan ve iyi işler yapanları elbette iyilerin arasına sokacağız.
10
Kimi insanlar "Allah'a inandık." derler ama Allah uğrunda eziyet gördülermi, insanların verdiği sıkıntıyı, Allah'ın azabı gibi sayarlar. Sahibinden bir zafer gelse hemen; "Biz de sizinle beraberdik!" derler. Herkesin içinde olanı en iyi bilen Allah değil midir?
11
Allah inananları elbette bilecektir. İki yüzlüleri de elbette bilecektir.
12
Kafirler[1], müminlere[2] şöyle derler: "Yolumuza girin, günahlarınızı üstlenelim." Oysa bunların günahlarından bir tanesini bile üstlenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.
13
Kendi yüklerini zaten yüklenecekler, üstelik yüklerine nice yükler eklenecektir. Uydurdukları şeyler yüzünden kıyamet günü kesinlikle hesaba çekileceklerdir.
14
Nuh'u kendi halkına elçi gönderdik. Aralarında dokuyüz elli yıl kaldı. Nihayet yanlışlar içinde oldukları bir sırada o tufan, onları alıp götürdü.
15
Nuh'u ve gemide olanları kurtardık; onu herkes için bir belge yaptık.
16
İbrahim'i de elçi gönderdik; bir gün halkına[1] dedi ki: "Allah'a kulluk edin, ve ondan çekinin. Sizin için hayırlı olan budur; bunu bir bilseniz!"
17
Siz hurafe üreterek sadece, Allah ile aranıza koyduğunuz putlara kulluk ediyorsunuz. Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, size rızık verecek güçte değillerdir. Siz rızkı Allah katında arayın, ona kul olun; ona teşekkür edin; çünkü ona döndürüleceksiniz.
18
Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki toplumlar da yalanladılar. Elçiye düşen, açık tebliğden başka nedir ki!"
19
Görmüyorlar mı, Allah yaratmayı nasıl başlatıyor; sonra nasıl tekrarlıyor? Bunu yapmak Allah için kolaydır.
20
De ki "Yeryüzünde gezin de Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığına bir bakın." İlerisinde Allah, o son yapılanmayı da yapacaktır). Allah her şeye bir ölçü koyar.
21
Yanlış yapana azap eder, doğru yapana da ikramda bulunur. Siz ona yönlendirileceksiniz.
22
Siz, ne yerde ne de göklerde onu çaresiz bırakabilirsiniz; çünkü Allah ile aranıza girecek dostunuz da yoktur yardımcınız da.
23
Allah'ın ayetlerini ve onunla yüzleşmeyi göz ardı edenler onun ikramından[1] umut kesenlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.
24
Halkının cevabı sadece şu oldu: "Öldürün İbrahim'i ya da yakın!" Arkasından Allah onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanan bir topluluk için belgeler vardır.
25
İbrahim dedi ki: "Sizin bu putlara tutunmanız sadece aranızda kaynaşmaya vesile olsun diyedir. Kıyamet günü biriniz diğerini görmek istemeyecek herbiriniz diğerini dışlayacaktır. Sığınacağınız yer o ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır.
26
Lut hemen ona inandı. İbrahim dedi ki: "Ben sizden kaçıp Rabbime gidiyorum. O güçlüdür, doğru karar verir.
27
İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bağışladık. Soyundan gelenlere nebilik ve kitap verdik. Böylece onu Dünya'da ödüllendirmiş olduk. O Ahirette de iyilerden olacaktır.
28
Lut'u da elçi gönderdik. Bir gün halkına dedi ki: "Bu çirkinliği siz, gerçekten yapıyor musunuz? Bunu sizden önce yapan tek bir kişi olmadı.
29
Siz doğru ilişkiyi keserek erkeklere yanaşıyor; bir de o çirkinliği toplu olarak yapıyorsunuz ha!? " Halkının verdiği tek cevap şu oldu: "Eğer haklıysan uğraş da Allah bizi çarpsın."
30
Lut dedi ki: "Sahibim! Bu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et."
31
Elçilerimiz İbrahim'e o müjdeyi[1] getirdiklerinde şunu da söylediler: "Biz o şehrin halkını yok edeceğiz; oranın halkı yanlışa boğulmuş."
32
"Orada Lut da var!" dedi, İbrahim. "Orada kimin olduğunu iyi biliyoruz. Onu, ailesi ile birlikte kurtaracağız; diğerleri gibi küller altında kalacak olan sadece karısıdır." dediler
33
Elçilerimiz Lut'a gelince, onu sıkıntı bastı, içi daraldı. Dediler ki: "Korkma, üzülme, seni ailenle birlikte kurtaracağız, küller altında kalacaklardan olan sadece karındır."
34
"Yoldan çıkmalarına karşılık biz, bu şehrin halkı üzerine bir pislik indireceğiz."
35
O şehirden geriye, düşünen bir topluluk için açık bir belge bıraktık.
36
Medyen'lilere de kardeşleri Şuayb'ı elçi gönderdik; onlara dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin; Ahiret günü bir beklentiniz olsun. Huzursuzluk çıkararak Ülkeyi karıştırmayın."
37
Ama onlar Şuayb'a yalancı, dediler. Bunun üzerine onları, bir yer sarsıntısı yakaladı da yurtlarında dize geldiler.
38
Ad ile Semud'un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
39
Karun, Firavun ve Haman... Musa onlara açık belgelerle gelmişti. Onlar hemen kendilerini o yerin büyüğü gördüler. Bunu ilk yapan onlar değildi.
40
Bunların hepsini, işlediği günah yüzünden cezaya çarptırdık. Kimine taş yağdırdık. Kimi korkunç bir sese tutuldu. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara yanlış yapmıyordu, yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı.
41
Allah'tan önce velilere(dostlara) sarılanların durumu örümceğin durumuna benzer. Örümcek bir yuva edinir ama yuvaların en gevşeği örümcek yuvasıdır. Keşke bunu bilselerdi.
42
Allah onların, kendisiyle arasına neleri koyup yalvardıklarını bilir. Güçlü olan o, doğru karar veren odur.
43
Bunlar örnek olaylardır. Onları bütün insanlar için veriyoruz ama bilenler dışında hiç kimse onlara akıl yormaz.
44
Allah yeri ve gökleri gerçek varlıklar(ve gerçekleri gösterecek şekilde) olarak yaratmıştır. Bunda inananlar için kesin bir belge vardır.
45
Bu Kitap'tan sana vahyedilen her şeyi anlayarak oku ve namazı tam kıl. Namaz her çeşit fuhuşu ve kötülüğü engeller. Allah'ın zikri (Kitabı) en önemlisidir. Allah, yaptığınız her işi bilir.
46
Yanlış davrananlar dışındaki Ehl-i Kitapla[1] mücadeleyi, en güzel yöntemden başkasıyla yapmayın[2]. Onlara deyin ki; "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim ilahımızla sizin ilahınız birdir. Biz ona teslim olmuş kimseleriz."
47
İşte böyle; bu Kitabı sana biz indirdik. Önceden kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanacaklardır. Çevrendekilerden de ona inanacaklar vardır. Ayetlerimizi görmezlik edenlerden başka hiç kimse onları bile bile inkar etmez.
48
Bundan önce bir yazıyı[1] ne okumuş ne de elinle yazmıştın; öyle olsaydı batıla dalanlar şüphelenirlerdi.
49
Kur'an aslında, kendilerine ilim verilmiş olanların içine işleyen apaçık ayetlerden oluşur. Yanlışa dalanlardan başka hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
50
"Ona Sahibinden mucizeler indirilseydi ya!" derler. De ki: "Mucizeler sadece Allah katındadır. Ben açıkça uyarıda bulunan bir kişiyim; o kadar."
51
Anlaşılır bir şekilde okunan bu Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? İnanan bir topluluk için bu bir ikram ve doğru bilgidir.
52
De ki: "Sizinle aramızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir." Allah'ı görmezlikten gelerek batıla inananlar var ya, kaybedecek olanlar işte onlardır.
53
Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; o belirlenmiş ecel[1] olmasaydı hemen gelirdi. O azap onlara, beklenmedik bir anda ve fark edemedikleri bir şekilde gelecektir.
54
Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar ha! Cehennem, nasıl olsa o kafirleri saracak.
55
Azabın onları üstlerinden ve ayaklarının altından saracağı gün Allah şöyle diyecektir: "Yapıp ettiklerinizin tadına varın bakalım."
56
Ey inanan kullarım! Toprağım geniştir; yalnız bana kul olun.
57
Her canlı ölümü tadacak sonra da bize döndürüleceksiniz.
58
İnanıp güvenen ve iyi davranış gösterenleri Cennette, altından ırmaklar akan odalara yerleştireceğiz. Oraya bir daha ölmemek üzere gireceklerdir. Çalışanların ödülü ne de güzeldir!
59
Onlar sabredenler ve her konuda Sahiplerine güvenenlerdir.
60
Nice hareketli canlılar vardır ki rızıklarını biriktirmezler. Onlara da, size de rızık veren Allah'tır; o işitir ve bilir.
61
"Bunlara, "Gökleri ve yeri ya­ratan, Güneş'i ve Ay'ı hizmete sokan kimdir?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" derler. Öyleyse nereden o yalana sarılıyorlar?
62
Allah, kullarından doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar. Allah her şeyi bilir.
63
Onlara; "Gökten su indirip ölü toprağı canlandıran kimdir?" diye sorsan "Allah'tır" derler. De ki; "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur." Ama onların çoğu bunu düşünmezler.
64
Şu yaşanan hayat, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Asıl hayat, son yurttaki hayattır; keşke bilseler.
65
Gemiye bindiklerinde Allah'a boyun eğer, yalnız ona yalvarırlar. Allah onları karaya çıkardı mı, bakarsın ki, şirk koşuyorlar[1].
66
Bunu, Allah'ın onlara verdiğini görmemek ve günlerini gün etmek için yaparlar. Onlar yakında öğreneceklerdir.
67
Çevrelerinde insanlar kaçırılırken kendileri için saygın ve güvenli bir yer oluşturduğumuzu görmüyorlar mı? Batıla inanacaklar da Allah'ın iyilik ve ikramını görmezlikten mi gelecekler?
68
Allah'a karşı yalan uyduran, ya da gerçekler kendine gelince yalana sarılandan daha yanlış davranan kim olabilir? O nankörler için Cehennem'de yer mi yok?
69
Bizim uğrumuzda mücadele edenlere elbette yollarımızı gösteririz. Allah güzel davrananlarla beraberdir.