30
SURE

Rum Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Elif, Lam, Mim.
2
Rum (lar) mağlub oldu.
3
Yakın bir yerde. Halbuki onlar bu yenilmelerinin ardından gaalib olacaklar,
4
Bir kaç yıl içinde. Önünde de, sonunda da emir Allahındır. O gün mü'minler de ferahlanacak,
5
Allahın nusratıyle. O, kimi dilerse ona yardım eder. O, yegane gaalibdir, (mü'minleri) çok esirgeyicidir.
6
(Bu) Allahın va'di. Allah va'dinden caymaz. Fakat insanların çoğu (Onun va'dini) bilmezler.
7
Onlar (bu) dünya hayatından (yalınız) bir dış (taraf) ı bilirler. Ahiretden ise onlar gaafillerin ta kendileridir.
8
Nefisleri hakkında (olsun) iyiden iyi düşünmediler mi? Allah o gökleri, o yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri hakk (ın ikaamesine) ve muayyen bir va'de (nin inkızaasına) sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmamışdır. Hakıykat, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı cidden inkar edicilerdir.
9
Onlar yer (yüzün) de gezib de kendilerinden evvelkilerin aakıbetinin nice olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı ekmişler, alt üst etmişler, onu bunların i'maar etdiklerinden daha çok i'maar eylemişlerdi. Peygamberleri onlara da nice açık hüccetler getirmişlerdi. Demek, onlara Allah zulm etmiyordu, fakat kendilerine bizzat kendileri zulm ediyorlardı.
10
Sonra kötülük eden (o ümmet) lerin aakıbeti ateş oldu. Çünkü onlar Allahın ayetlerini tekzib etmişlerdi. Onları eğlenceye alıyorlardı.
11
Allah ilkin mahlukunu yaratır, sonra onu (ölümünün ardından diriltib) alır. Nihayet hepiniz ancak Ona döndürül (üb götürül) e ceksiniz.
12
Kıyametin kopacağı gün günahkarlar (huccetden ümidlerini keserek) susacak (lar) dır.
13
Ortaklarından da kendilerine şefaatcılar olmamışdır (olmayacakdır). Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir.
14
Kıyametin kopacağı gün, (evet) o gün (mü'minlerle kafirler) birbirinden ayrılırlar.
15
Artık iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) Onlar bir bağçede (yaşayıb) mesrur olurlar.
16
Amma küfr (ve inkar) edib de ayetlerimizi ve ahiret mülakaatını yalan sayanlar, onlar da azabda (kalmak üzere) ihzaar olunmuşlardır.
17
Haydi akşama girerken, sabaha ererken Allahı tenzih (ve tesbih) edin (namaz kılın).
18
Göklerde ve yerde hamd Onundur. Gündüzün nihayetinde de, öğle vakfına vardığınız vakıtda da (Allahı tenzih ve tesbih edin, namaz kılın).
19
Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarıyor. Arzı, ölümünün ardından, O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böylece çıkarılacaksınız.
20
Sizi bir toprakdan yaratmış olması Onun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz.
21
Size nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için, zevceler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve esirgeme yapması da Onun ayetlerindendir. Şübhe yok ki bunda fikrini iyi i'mal edecek bir kavm için elbette ibretler vardır.
22
O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da Onun ayetlerindendir. Hakıykat, bunlarda aalimler için elbette ibretler vardır.
23
Gece gündüz uyumanız ve Onun fazl (-u kerem) inden (nasıyb) aramanız da yine Onun ayetlerindendir. Şübhesiz ki bunda da (hakıykatlara) kulak verecek bir zümre için mutlak ibretler vardır.
24
Yine Onun ayetlerindendir ki O, size hem korku, hem tama (vermek) için şimşeği gösteriyor, yukarıdan bir su indiriyor da onunla arza, ölümünden sonra, can veriyor. Hakıykat, bunda da aklını kullanacak bir kavm için elbette ayetler vardır.
25
Göğün ve yerin. Onun emriyle, durması da yine Onun ayetlerindendir. Sonra sizi bir tek da'vetle çağırdığı zaman hemen yerden çıkacaksınız.
26
Göklerde ve yerde kim varsa Onundur. Hepsi de Ona boyun eğicidirler.
27
O, ilkin mahluku yaratıb sonra onu (öldürdükden ve tekrar diriltdikten sonra) iaade edecek olandır ki bu, Ona göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfat (lar) Onun. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
28
O, size kendi nefislerinizden bir temsil getirdi: Sizi rızıklandırdığımız şeylerde sağ elinizin malik olduğu (köleler) den ortaklarınız olmasını ister de bu hususda siz (onlarla) müsavi olur, onları kendinizi saydığınız gibi sayar mısınız? İşte biz ayetleri, aklını kullanacak bir kavm için, böyle açıklarız.
29
Hayır, o zulmedenler bilgisizce kendi nevalarına tabi' oldu (lar). Artık Allahın sapdırdığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onlar için yardımcılardan (hiçbir şey) yokdur.
30
O halde (Habibim) sen yüzünü bir müvahhid olarak dine, Allahın o fıtratına çevir ki O, insanları bunun üzerine yaratmışdır. Allahın yaratışına (hiçbir şey) bedel olmaz. Bu, dimdik ayakda duran bir dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
31
Hepiniz Ona dönün, Ondan korkun. Namazı dosdoğru kılın, müşriklerden olmayın.
32
(O müşriklerden) ki onlar dinlerini darma dağınık etmişler, fırka fırka olmuşlardır. (Bunlardan) her zümre, nezdlerinde olanla böbürlenicidirler.
33
İnsanlara bir zarar isaabet etdi mi Rablerine, (yalınız) Ona, dönerek, düa ederler. Sonra onlara kendi (canib) inden bir rahmet tatdırdığı vakit da, bakarsınız ki, onlardan bir güruh Rablerine şirk koşub durmakdadırlar,
34
Kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etmeleri için. Hele zevk ede durun, yakında bileceksiniz!
35
Yoksa biz onlara bir hüccet indirdik de Ona eş tutmalarını bu mu söylüyor?
36
Ne zaman insanlara bir rahmet tatdırdı isek onunla şımarmışlardır. Kendi ellerinin öne sürdükleri (günahlar) yüzünden onlara bir fenalık isaabet edince de hemen onlar ümidlerini kesiverirler.
37
Allahın kimi dilerse onun rızkını yayıb genişletmekde, (kimi de dilerse onunkini) daraltmakda olduğunu onlar görmediler mi? Şübhe yok ki bunda iman edecek bir kavm için elbette ibretler vardır.
38
Haydi akrıbaya, yoksula, yol oğluna (yolcuya) hakkını ver. Bu, Allahın cemalini (rızaasını) dilemekde olanlar için (her şeyden) hayırlıdır ye onlar korkduklarından emin, umduklarına nail olanların ta kendileridir.
39
İnsanların mallarında artış olması için faiz (cinsin) den verdiğiniz şey (nakd, mal, sadaka ve saire) Allah katında artmaz. Allahın rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise, sevablarını kat kat artıranlar onlar (onu verenler) dir.
40
Allah, sizi yaratan, sonra rızkınızı veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da sizi diriltecek olandır. Sizin ortaklarınız içinde bunlardan herhangi bir şey'i yapacak kim? O, çok münezzehdir, eş katmakda olduklarından (müberra ve) yücedir.
41
İnsanların kendi ellerinin kazandığı (ihtiyarlarıyle yapdıkları) şeyler yüzünden karada, denizde fesad belirdi ki (Allah) yapdıklarının bir kısmını onlara tatdırsın. Olur ki rücu' ederler onlar.
42
De ki: "Arzda gezib dolaşın da daha evvel (geçen) lerin aakıbeti nice oldu, görün. Onların çoğu müşriklerdi.
43
Allahın reddine asla imkan bulunmayan o günü gelmezden evvel, ki o gün (bütün insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır, yüzünü haydi o dosdoğru dine çevir.
44
Kim küfrederse küfrü kendi aleyhinedir. Kim de iyi bir amel (ve hareket) de bulunursa (cennetdeki konaklarını) kendileri için hazırlamış olurlar.
45
Bunun hikmeti de iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) de bulunanları (Allahın) fazl (ı ilahisi) nden mükafatlandırmasıdır. Çünkü O, kafirleri hakıykaten sevmez.
46
(Allahın) — rahmetinden size tatdırması, emriyle gemilerin akması, fazlından (nasıyb) aramanız ve şükretmeniz için — rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi Onun ayetlerindendir.
47
Andolsun ki biz senden evvel kendi kavmlerine (nice) peygamberler göndermişizdir de onlara açık açık bürhanlar getirmişlerdir. Fakat (iman etmedikleri için) biz o günah işleyenlerden intikaam almışızdır. Mü'minlere yardım etmek ise üstümüzde bir hakdır.
48
Allah Odur ki rüzgarları gönderir de onlar bir bulut kaldırırlar), derken (Allah) bunu gökde nasıl dilerse öylece serer. Onu parça parça da eder. Nihayet görürsün ki aralarından yağmur çıkıb durmakdadır. Artık onu kullarından kimi dilerse onlara nasıyb eder de onlar da hemen sevinirler.
49
Halbuki onlar bundan evvel üzerlerine (Allahın yağmur) indireceğinden kat'iyyen ümidlerini kesmişlerdi.
50
Şimdi bak Allahın rahmet eserlerine: Arzı, ölümünün ardından, nasıl diriltiyor. Şübhe yok ki O, ölüleri de herhalde (tekrar) dirilticidir. O, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
51
Andolsun, biz bir rüzgar gönderir de Onu (n eserini) sararmış görürlerse ardından muhakkak ki küfraana başlarlar.
52
Bunun için sen — arkalarına dönüb giderlerken — o da'veti ölülere de duyuramazsın, sağırlara da işitdiremezsin.
53
Sen körleri dahi sapıklıklarından ayırıb doğru yola iletici değilsin. Sen (başkalarına değil) ancak ayetlerimize iman edib de müslüman olanlara, (yalınız) onlara dinletebilirsin.
54
Allah, sizi bir za'fdan yaratan, sonra diğer bir za'fın ardından kuvvet veren, sonra kuvvetin arkasından da yine za'fa ve ihtiyarlığa getirendir. (O), ne dilerse yaratır. O, hakkıyle bilendir, kemaliyle kaadirdir.
55
Kıyametin kopacağı gün günahkarlar bir saatden başka kalmadıklarına yemin eder (ler). İşte onlar (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.
56
Kendilerine ilim ve iman verilenler (şöyle) demiş (ler) dir (diyeceklerdir); "Andolsun ki Allahın kitabında (ilm-i sabıkında yazdığı) o tekrar diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, ha's günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz".
57
Artık zulmedenlere o gün ma'ziretleri faide vermeyecek, onlardan (Allahın razi olacağı şey'e) rücu' da istenmeyecekdir.
58
Andolsun ki bu Kur'anda insanlar için her (çeşid) misal (ler) irad etmişizdir. Andolsun ki (Habibim) onlara herhalde bir ayeti getirsen küfreden (o adam) lar mutlakaa: "Siz tezvircilerden başkası değilsiniz" diyeceklerdir.
59
İşte bilmezlerin kalblerine Allah böyle mühür basar.
60
Sen (habibim) şimdi sabret. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. (Buna) kat'i inan beslememekde olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesin (ler).