33
SURE

Ahzab Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey Nebi! Allah'tan (açığa çıkarttıklarının sonuçlarını yaşatacağı için) korunanlardan ol! Hakikat bilgisini inkar edenlere ve münafıklara (ikiyüzlülere) uyma! Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
2
Rabbinden sana vahyolunana tabi ol. . . Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı (yaratan olarak) Habiyr'dir.
3
Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin olan Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!
4
Allah hiçbir erkeğin göğüs boşluğunda iki kalp oluşturmamıştır! Kendilerinden zihar (eşini anası gibi kabullenerek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır. Evlatlık kabullendiklerinizi de oğullarınız kılmamıştır. Bunlar boş laflarınızdır! Allah Hakk'ı bildirir; doğru yola O hidayet eder!
5
Onlara (evlatlık aldıklarınıza), babalarına nispetle hitap edin. . . Bu, Allah indinde daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar, sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. . . Hata yaptığınız şeyde üzerinize bir suç yoktur. . . Fakat kasıtlı düşünerek yaptıklarınız hariç. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
En Nebi, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların (iman edenlerin) analarıdır! Akrabalar da Allah'ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. . . Dostlarınıza dinen iyilik işlemeniz hariç. . . Bu, Bilgi'den bir hükümdür.
7
Hani biz Nebilerden taahhüt almıştık; senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan da. . . Onlardan (bu ayette bahsedilen Nebilerden) ağır bir taahhüt aldık.
8
Sadıklara sıdklarının gereği sorulsun (denensinler bu konuda) diye. . . Hakikat bilgisini inkar edenler için ise feci bir azap hazırlamıştır.
9
Ey iman edenler. . . Size olan Allah nimetini hatırlayın. . . Hani (Hendek savaşında) size ordular geldi de onların üzerine bir fırtına ve görmediğiniz ordular irsal ettik. . . Allah, yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Basıyr'dir.
10
Hani size hem üst tarafınızdan ve hem de aşağı tarafınızdan geldiler. . . Hani gözleriniz kaymış, yürekleriniz ağzınıza varacak hale gelmiştiniz! Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.
11
İşte orada iman edenler imtihan edilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.
12
Hani münafıklar ve kalplerinde maraz bulunanlar (sağlıklı düşünemeyenler): "Allah ve O'nun Rasulü, bize bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş" diyorlardı.
13
Hani onlardan bir grup dedi ki: "Ey Yesrib Halkı (Yesrib, Medine'nin eski adıdır)! Sizin için kalınacak yer yoktur; geri dönün!" Onlardan bir grupsa: "Muhakkak ki evlerimiz korumasızdır" diyerek O Nebiden izin istiyordu. . . Oysa onlar (evleri) korunaksız değildir. . . Onlar kaçmaktan başka bir şey istemiyorlardı.
14
Eğer onun (şehrin) çevresinden evlerine zorla girilmiş olsaydı, sonra da onlardan dinlerinden dönmeleri istenseydi, onu mutlaka uygularlardı (münafıklar - ikiyüzlüler). . .
15
Andolsun ki, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair daha önce Allah'a ahdetmişlerdi. . . Allah'a verilen söz (ahd) sorulur (sonucu yaşatılır)!
16
De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçışınız size asla fayda vermez. . . Tut ki kaçtınız diyelim (çok çok kısa dünya yaşamı nedeniyle) kazancınız yok denecek kadar az olur!"
17
De ki: "Eğer sizden bir kötülük (açığa çıkarmayı) irade ederse yahut sizden bir rahmet (açığa çıkarmayı) irade ederse, sizi Allah'a (iradesine) karşı kim korur?" Allah dununda ne bir Veliyy ne de bir yardımcı bulamazlar.
18
Sizden bu işi savsaklayıp ve cemaatine de: "(Rasulullah'ı bırakın) bize gelin!" diyenleri Allah gerçekten bilir! Zaten onlar savaşa pek az gelirler.
19
Size karşı cimridirler (ikiyüzlüler)! Savaş - ölüm korkusu geldiğinde, üzerine ölüm korkusuyla baygınlık çökmüş kimse gibi, gözleri dönmüş bir halde sana baktıklarını görürsün. . . Korkuları geçtiğindeyse mal düşkünleri olarak sizi keskin dilleri ile incitirler. . . İşte bunlar iman etmemişlerdir! Bu yüzden de Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. . . Bu, Allah için pek kolaydır.
20
Ahzab'ın (savaşmak için gelen destek gruplarının) gitmediğini sanıyorlar. . . Eğer Ahzab (yeniden) gelse, bunlar arzu ederler ki, kendileri bedeviler içinde çölde kalıp, haberlerinizi almakla yetinsinler! Zaten aranızda olsalardı, pek az savaşırlardı.
21
Andolsun ki, Rasulullah'ta sizin için mükemmel bir örnek yaşam vardır! Allah'ı ve sonsuz geleceği umanlar ve Allah'ı çok zikredenler (hatırlayanlar) için!
22
İman edenler ise Ahzab'ı (destek için gelmiş grupları) gördüklerinde: "Bu, Allah ve Rasulünün bize vadettiğidir. . . Allah da Rasulü de doğru söylemiştir" dediler. . . (Bu) onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırdı.
23
İman edenlerden öyle rical vardır ki, Allah'a verdikleri sözde durdular. . . Onlardan kimi hayatını adamıştı, yerine getirdi (Allah uğruna ölümü tattı); ve onlardan kimi de (yerine getirmeyi) beklemektedir. . . Onlarda değişme olmamıştır!
24
Böylece Allah, sadıkları (doğrucuları - hakikati tasdik edenleri) sıdkların (saf samimi inanç) sonuçlarıyla cezalandıracak; münafıkları ise, dilerse azabı yaşatacak yahut onların tövbelerini gerçekleştirecek. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
25
Allah, hakikat bilgisini inkar edenleri bir hayra nail olmaksızın kendi hışımları ile defetti! Allah, savaşta iman edenlere yeterli geldi. . . Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.
26
Ehl-i kitaptan onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine endişe düşürdü. . . Bir bölümünü öldürüyordunuz, bir bölümünü de esir ediyordunuz.
27
Onların arazilerine, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız bir bölgeye sizi mirasçı kıldı. . . Allah her şeye Kaadir'dir.
28
Ey Nebi. . . Eşlerine de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun zinetini diliyorsanız, gelin size boşanma bedeli vereyim ve sizi güzel bir şekilde serbest bırakayım. "
29
"Yok eğer Allah'ı, Rasulünü ve sonsuz gelecek yurdunu diliyorsanız, muhakkak ki Allah sizden, muhsin kadınlar (görürcesine Allah'a yönelmişler) için çok büyük bedel hazırlamıştır. "
30
Ey Nebi'nin Kadınları. . . Sizden kim apaçık bir terbiyesizlik - haddini aşan fiil yaparsa, onun için azap iki misli olur! Bu, Allah üzerine pek kolaydır.
31
Sizden kim Allah'a ve Rasulüne itaat eder ve imanın gereğini uygularsa, ona da ecrini iki kere veririz. . . Onun için cömert - zengin bir yaşam gıdası hazırlamışızdır.
32
Ey Nebi'nin Hanımları. . . Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz! Eğer korunmak istiyorsanız (muhatabınız olan erkeğe) edalı - işveli konuşmayın! Bu yüzden, düşüncesiz - hastalıklı olan kimse sizden umutlanır! Uygun ve yanlış anlaşılmayacak tarzda konuşun!
33
Evlerinizde oturun. . . Önceki cahiliye anlayışındaki gibi (işveli cazibeli tahrik edici şekilde) kendinizi teşhir ederek yürümeyin. . . Salatı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin! (Ey Rasulün) hane halkı, Allah sizden yalnızca ricsi (kiri, maddi şeylere bağlılığınızı, bedensel şeyler ile kayıtlanmanızı) gidermek ve sizi tertemiz yapmayı diler!
34
Evlerinizde Allah'ın ayetlerinden ve hikmetten bildirilenleri zikredin (anın). . . Muhakkak ki Allah Latiyf'tir, Habiyr'dir.
35
Muhakkak ki İslam'ı kabul etmiş erkekler ve İslam'ı kabul etmiş kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık (sözünü yerine getiren) erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu eden (hakikati fark etmenin getirisi olan hassasiyet hali) erkekler ve huşu eden kadınlar, tasaddukta bulunan (sadaka - zekat veren) erkekler ve tasaddukta bulunan kadınlar, orucu yaşayan erkekler ve orucu yaşayan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden (hatırlayan) erkekler ve zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir mağfiret ve Aziym bir ecir hazırlamıştır.
36
Allah ve Rasulü bir iş hakkında hükmettiklerinde, iman etmiş bir erkek ve iman etmiş bir kadının, o işlerinde, kendileri için tercih - seçim hakkı yoktur! Kim Allah'a ve Rasulüne isyan ederse (uygulamazsa), gerçekten apaçık yanlış olan bir inanca sapmıştır!
37
Hani sen, Allah'ın üzerine in'amda bulunduğu ve senin de kendisine in'amda bulunduğun kimseye (Hz. Rasulullah'ın evlatlığı Zeyd b. Harise): "Eşini nikahında tut ve Allah'tan korun" diyordun, (fakat) Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin (bu fikrini yanlış anlayıp Allah yolundan dönerler diye)! (Oysaki) Allah, kendisinden endişe etmene daha layıktır! Zeyd ondan boşanınca, onu (Zeynep'i) seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için (onlarla evlenmek hususunda) bir zorluk - engel olmasın. . . Allah'ın hükmü yerine gelmiştir!
38
Allah'ın kendisine zorunlu kıldıklarında O Nebi'ye sorumluluk yoktur! Bu, önceden geçmişler içinde de Sünnetullah'tır. . . Allah'ın hükmü, planlanmış (yerine gelmesi kesin) bir kaderdir!
39
Onlar (O Rasuller) ki, Allah'ın risaletlerini (Hakikat bilgisini) tebliğ ederler, O'ndan haşyet ederler ve Allah'tan başka hiç kimseden haşyet etmezler. . . Hasiyb olarak Allah kafidir!
40
Muhammed, sizin ricalinizden birinin babası değildir!. . Fakat Allah Rasulüdür; Nebilerin Hatemidir (zirvesi - sonuncusudur). . . Allah, her şeyi (B sırrınca) Aliym'dir.
41
Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin!
42
Sabah - akşam (devamlı) O'nu tespih edin!
43
"HU" ki, sizi (oluşmuş benlik - bilinç) karanlıklarından Nur'a (hakikat ilmi yaşamı) çıkarmak için size salat (tecelli) eder ve O'nun melekleri (Esma kuvveleri) de! Hakikatine iman etmişlere Rahıym'dir.
44
O'na (ölümle) kavuşacakları zaman, onlara esenlik dileği "Selam"dır. . . Onlar için kerim (cömert - zengin şerefli) bir karşılık hazırlamıştır.
45
Ey Nebi. . . Muhakkak ki biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak irsal ettik;
46
Allah'a (Hakikatine) O'nun izniyle çağıran ve nur saçan bir ışık kaynağı olarak!
47
İman edenlere, muhakkak ki onlar için Allah'tan büyük bir lütuf - ihsan olduğunu müjdele!
48
Hakikat bilgisini inkar edenlere de, münafıklara da uyma! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!
49
Ey iman edenler! İman etmiş kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhine, sizin belirleyeceğiniz bir iddet (yeniden evlenmelerine mani bir süreç) hakkınız yoktur. . . Derhal mut'alarını verin (mal - para verin) ve kendilerini kolaylıkla serbest bırakın.
50
Ey Nebi! Muhakkak ki biz sana mehrlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduklarını (cariyeleri) ve seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; bir de eğer kendini O Nebi'ye hibe etmiş, O Nebi de onunla evlenmeyi dilemiş ise, iman etmiş bir kadını, diğer iman etmişler dışında sana özel olarak helal kıldık. . . Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz ettiğimizi mutlaka biliyoruz. . . Sana, bir vebal düşüncesi olmasın diye (bu hükümleri açıkladık). . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
51
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini de yanına alırsın. . . Uzlet ettiğin (sırasını geri bıraktığın hanımlardan) kimi (tekrar yanına almak) istersen, sana bir vebal yoktur. . . Bu, onların gözlerinin aydın olmasına, mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğin ile hepsinin razı olmalarına en uygundur. . . Allah kalplerinizde olanı bilir. . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.
52
Bundan sonra (başka) kadınlar sana helal olmaz. . . Güzellikleri hoşuna gitse bile bunları başka eşlerle değiştirmek (olmaz)! Cariyelerin hariç. . . Allah her şey üzerine Rakıyb'dır.
53
Ey iman edenler. . . O Nebi'nin evlerine, sizin için bir yemeğe izin verilmeniz dışında, girmeyin. . . (Bu da) onun (yemeğin pişme) vaktini beklemeksizin - gözlemeksizin (olsun). . . Fakat davet olunduğunuzda girin. . . Yemek yedikten sonra da (ev halkı veya birbirinizle) lakırdıya dalmaksızın dağılın! Muhakkak ki bu (davranışınız - laubaliliğiniz), O Nebi'ye eziyet veriyor, fakat O sizden çekiniyor (bir şey diyemiyor kırmamak için)! Allah, Hakk'ı açığa vurmaktan çekinmez! Onlardan (Nebi'nin eşlerinden) bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. . . İşte bu, sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha temizdir. . . Sizin Rasulullah'a eziyet vermeniz de, O'ndan sonra O'nun eşlerini nikahlamanız da ebeden olacak bir şey değildir. . . Muhakkak ki bu, Allah indinde Aziym'dir.
54
Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, Allah kesinlikle her şeyi (yaratanı olarak) Aliym'dir.
55
Onlara; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, diğer iman eden kadınlar ve köleleri hakkında hicapsız görünme hususunda bir vebal yoktur. . . Allah'tan korunun. . . Muhakkak ki Allah her şey üzerine şahittir!
56
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi'ye salat eder. . . Ey iman edenler, siz de O'na salat (yönelin) edin ve teslimiyet ile selam verin!
57
Allah'a ve O'nun Rasulüne eziyet edenlere gelince, Allah onlara dünyada ve sonsuz gelecek yaşamında lanet etmiş ve onlar için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
58
İman etmiş erkeklere ve iman etmiş kadınlara yapmadıkları şeyler (iftira) ile eziyet edenlere gelince, onlar gerçekten bir iftira ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.
59
Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve iman etmişlerin hanımlarına de ki: "Cilbap"larını (dış elbise) giysinler. . . Bu, onların tanınmalarına, bu yüzden de rahatsız edilmemelerine yarar. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
60
Andolsun ki ikiyüzlüler, sağlıksız düşünenler ve Medine'deki dedikodu yayanlar eğer vazgeçmezler ise, kesinlikle seni onlara salarız. . . Sonra orada sana az komşuluk yapmış olurlar.
61
Lanete uğramışlar olarak. . . Nerede bulunup ele geçirilirlerse, tutulurlar ve öldürülür de öldürülürler.
62
Bu, önceden geçmişler içinde de Sünnetullah'tır. . . Sünnetullah'ın değişecek alternatifi asla yoktur!
63
İnsanlar sana o saatten (ölüm) sorarlar. . . De ki: "Onun ilmi ancak Allah indindedir". . . Sana bildiren nedir, belki o saat yakındır!
64
Muhakkak ki Allah, hakikat bilgisini inkar edenlere lanet etmiş; onlara alevli ateşi hazırlamıştır.
65
Sonsuza dek orada yaşarlar. . . Bir veli ve bir yardımcı da bulamazlar.
66
Vechlerinin (şuurlarının) o ateşe dönüşeceği (pişmanlıkla yanacakları) o süreçte: "Yazıklar olsun bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke O Rasul'e itaat etseydik" derler.
67
Daha da dediler ki: "Rabbimiz. . . Muhakkak ki biz önderlerimize ve inanç büyüklerimize itaat ettik de (onlar da) bizi (Hak) yoldan saptırdılar. "
68
"Rabbimiz, onlara iki misli azap ver ve onlara çok büyük bir lanetle lanet et. "
69
Ey iman edenler! Musa'ya eziyet verenler gibi olmayın! Allah, Onu (onların) dediklerinden temize çıkardı. . . Allah indinde vechini teslim etmiş idi.
70
Ey iman edenler! Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacak olan sisteminden) korunun ve sağlam söz söyleyin!
71
(Ki Allah da) sizin davranışlarınızı düzeltsin ve suçlarınızı örtsün. . . Kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse, gerçekten büyük bir kurtuluş ile kurtuluşa ermiştir.
72
Muhakkak ki biz o Emaneti (Esma şuuruyla yaşamayı), semalara (benlik bilincine), arza (bedene) ve dağlara (organlara) önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar (Esma bileşimleri onu açığa çıkarmaya elvermedi); ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilafeti oluşturan Esma manalarını açığa çıkarma şuuru) yüklendi! Muhakkak ki o zalim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahildir (sınırsız Esma'yı bilmede yetersizdir)!
73
Allah, münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandıracak; iman etmiş erkeklerle iman etmiş kadınların tövbelerini de gerçekleştirecektir. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.