35
SURE

Fatır Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Hamd; semaların ve arzın Fatır'ı (yaratış amacına göre belli bir programla icat eden), melekleri (şuurlu işlev kuvveleri türler) ikişer, üçer, dörder yönlü (işlevli) Rasuller olarak açığa çıkaran Allah'a aittir! Yaratılışta dilediğini ziyade eder. . . Muhakkak ki Allah her şeye Kaadir'dir.
2
Allah, insanlara bir rahmet açacaksa, onu engelleyecek yoktur! O'ndan sonra, kapattığını da açığa çıkaracak yoktur! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.
3
Ey insanlar. . . Üzerinizdeki Allah nimetini düşünün! Allah'tan gayrı, semadan (beyindeki datadan) ve arzdan (beyin - beden yollu) sizin yaşam gıdanızı veren bir yaratıcı var mı? Tanrı yoktur, sadece "HU"! Nasıl (Hak'tan) sapıtırsınız!
4
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki Rasuller de gerçekten yalanlanmıştı! Olup bitenler hakkında hüküm Allah'a aittir.
5
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi gerçektir! Dünya hayatı (bedensel yaşam boyutu) sakın sizi aldatmasın. . . O çok aldatıcı da (bilinciniz) Allah'a karşı mağrur yapmasın!
6
Muhakkak ki şeytan (bedenin organlarının yolladığı impulslarla beyinde oluşmuş olup, bilinçte açığa çıkan kendini bedenden ibaret sanma kabulü) sizin için bir düşmandır (Allah'tan, hakikatinizden uzaklaştırıcı bir faktör)! Siz de onu düşman edinin! (Kendini yalnızca beden kabulü,) kendine inananları, alevli ateşin ehli olmaları için çağırır!
7
Hakikat bilgisini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edip imanının gereğini uygulayanlara gelince, onlar için bir mağfiret ve büyük bir karşılık vardır.
8
Kötü fiilleri kendisine süslü gösterilince, kendini iyi sanan (nasıl iyilerle bir olur)! Muhakkak ki Allah, dilediğini saptırır ve dilediğine hidayet verir. . . O halde hüsran ehlini düşünüp üzülme! Muhakkak ki Allah onların ürettiklerini (Yaratan'ı olarak) Aliym'dir.
9
Allah ki, rüzgarları (rahmani ilmi) irsal etti de bulutları (beşeri duygu ve kabullerin şuurda oluşturduğu kara bulutları) sürüyor. . . Sonra onu (rahmani ilmi) ölü bir beldeye (bilince) sevk ettik de onunla o arzı (bedeni) ölüyken dirilttik! Nüşur (aslına dönüş) böylecedir!
10
Kim izzet diliyorsa, (öncelikle bilsin ki) izzet tümüyle Allah'ındır (kendini Allah'tan ayrı birim kabullenende yaşadığı şirk hali nedeniyle izzet olmaz)! Güzel, temiz yaratılmışlar O'na ulaşır! İmanın gereği fiiller onu yükseltir. . . Kötülükleri mekr (hile) yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. . . Bunların mekri boşa çıkar!
11
Allah sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden yarattı; sonra sizi çiftler (ikili genetik sarmal) olarak meydana getirdi. O'nun (genetik sarmaldan açığa çıkan) ilmi dışında hiçbir dişi (üreten) ne hamile kalır (üretim aşamasına geçer) ve ne de doğurur (yeni bir canlı meydana getirir). . . Bir yaşam sahibinin ömür süresi muhakkak bir kitapta (yaratılış genetik kodlarında) yazılıdır! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır.
12
İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır. . . Diğeri ise tuzludur, acıdır. . . Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız. . . O'nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.
13
Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürür. . . Güneş'i ve Ay'ı işlevlendirmiştir. . . Her biri belirlenmiş bir sürece kadar akıp gider. . . İşte budur Allah, Rabbiniz! Mülk O'nun (Esma özelliklerinin seyri - açığa çıkması) içindir! O'nun dununda yöneldikleriniz (var zannettikleriniz) bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.
14
Eğer onlara seslenirseniz, sizin çağrınızı işitmezler! Diyelim ki işitseler, size cevap veremezler! (Üstelik) kıyamet sürecinde, sizin onlara tanrılık atfetmenizi inkar ederler. . . Habiyr'in (haberdar olanın) benzeri (kimse) sana haber veremez.
15
Ey insanlar! Siz Allah'a (mutlak muhtaç) "yok"sullarsınız (Esma'sıyla varsınız)! Allah ise Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
16
Eğer dilerse sizi ortadan kaldırır ve halk-ı cedid olarak (Esma'sının yepyeni bir açığa çıkışıyla) gelir!
17
Bu, Aziyz (karşı konulmaz kuvve sahibi) Allah'a (sorun) değildir.
18
Hiçbir suç yüklenmiş benlik, bir başkasının yükünü yüklenmez. . . Yükü ağır biri, onu (yükünü) taşımaya çağırsa bile, ondan bir şey yüklenilip taşınılmaz. . . Akraba dahi olsa! Sen ancak gaybları olarak Rablerinden haşyet duyan ve salatı ikame edenleri uyarırsın. . . Kim arınıp temizlenirse ancak kendi nefsi için temizlenmiştir. . . Dönüş Allah'adır.
19
Ama (kör) ile basir (gören) bir olmaz.
20
Karanlıklar (cehalet) ile Nur da (ilim de)!
21
Zıll (Esma kuvveleri gölgesi şuur) ile harur (yakan sıcak bedenler) de!
22
Diriler (hakikat ilmi) ile ölüler (kendini vefat edince yok olacak sanan bedenliler) de bir olmaz! Muhakkak ki Allah dilediğine işittirir. . . Sen, kabirlerin içindeki (kozalarının - beyinlerinin içindeki dünyalarında yaşayıp kendini bununla kilitlemiş) kimselere işittirme işlevine sahip değilsin!
23
Sen kesinlikle yalnızca uyarıcısın!
24
Muhakkak ki biz seni Hak olarak irsal ettik, müjdeci ve uyarıcı! Hiçbir ümmet yoktur ki onun içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
25
Eğer seni yalanlıyorlarsa, gerçekten onlardan öncekiler de yalanlanmıştı. Rasulleri onlara apaçık deliller, zübur (hikmet bilgileri) ve aydınlatıcı bilgiler olarak gelmişti.
26
Sonra o hakikat bilgisini inkar edenleri yakaladım. . . Benim Nekiyr'im (beni inkar sonucu cezam) nasıl oldu!
27
Görmedin mi ki Allah semadan bir su (ilim) inzal etti. . . Onunla renkleri muhtelif meyveler (düşünce sahipleri) çıkardık. . . Dağlardan (benlik sahipleri) da beyaz, renkleri muhtelif kırmızı ve simsiyah cüddeler (renkleri {anlamları - yaşam tarzları} farklı olan yollar var).
28
İnsanlardan, dabbelerden (beden türleri - ırklar) ve en'amdan da (hayvansı özellikler) renkleri muhtelif olanlar var! Allah'tan, kullarından ancak alimler ("Allah" ismiyle işaret olunanı fark edenler, Azametini bilenler) haşyet duyar! Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Ğafur'dur.
29
Muhakkak ki Allah'ın Kitabını "oku"yanlar, salatı ikame edenler ve kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, gizli - açık, Allah için karşılıksız bağışlayanlar, asla kaybetmeyecekleri yatırımı yaptıklarını umabilirler!
30
Onlara hak ettikleri karşılığı tam verir ve fazlından da artırır. . . Muhakkak ki O, Ğafur'dur, Şekur'dur.
31
Hakikat ve Sünnetullah BİLGİSİ'nden (Kitaptan) sana vahyettiğimiz, kendinden öncekini tasdik eden olarak Hakk'ın ta kendisidir! Muhakkak ki Allah, Esma'sıyla kullarının varlığında olarak Habiyr'dir, Basıyr'dir.
32
Sonra kullarımızdan süzüp seçtiklerimizi Hakikat ve Sünnetullah bilgisine varis kıldık! Onlardan kimi nefsine zulmedicidir (hakikat bilgisinin hakkını vererek yaşayamaz). . . Onlardan kimi muktesiddir (arada, kah hakikatini hisseder kah bedenselliğe düşer). . . Onlardan kimi de Bi-iznillah (Esma açığa çıkışının elvermesiyle) hayırlar - yaşantıları ile öne geçendir. . . İşte bu büyük lütuf, üstünlüktür! Not: Bu ayeti açıklayan bir hadis-i şerif: Ebud Derda r. a. dedi ki, Hz. Rasulullah'ı şu ayeti (yani bu 32. ayeti) okurken işittim de şöyle buyurdu: "Hayratlar ile öne geçene gelince, o hesap görmeden cennete girer. . . Muktesid (arada olan) ise kolay bir hesapla hesaba çekilir. . . Amma nefsine zulmedene gelince, kendisine hemm (hüzün - üzüntü) dokununcaya kadar bir makamda oturur, sonra cennete dahil olur". . . Sonra şu ayeti okudu: "Hamd, hazanı (üzülmeyi) bizden gideren (tüm kuvvelerin sahibi) Allah'a aittir. . . Muhakkak ki Rabbimiz, Ğafur'dur, Şekur'dur. {34. ayet}" (Müsned-i A. Hanbel)
33
Adn (Esma kuvveleriyle tahakkuk ederek yaşam) cennetleri ki, oraya girerler. . . Orada altından bilezikler ve inci ile süslenirler. . . Orada onların elbiseleri ipektir.
34
(Adn cenneti yaşamına girenler) dediler ki: "Hamd, üzülmeyi bizden gideren Allah'a aittir. . . Muhakkak ki Rabbimiz, Ğafur'dur, Şekur'dur. "
35
Ki O, bizi fazlından Dar-ül Mukame'ye (cennet yaşamını yaşatacak özellikli yapıya) yerleştirdi. . . Onda ne bir yorgunluk dokunur bize, ne de bir usanç.
36
Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, onlar için cehennemi yanış vardır. . . Ne onlara ölümle hükmedilir ki ölsünler ve ne de azaplarından hafifletilir. . . Her (hakikat bilgisine karşı) nankörlük edeni böylece cezalandırırız.
37
Onlar orada (cehennemde) feryat ederler: "Rabbimiz! Bizi (bu şartlarımızdan) çıkar ki önceden yaptıklarımızdan farklı olarak esas yapılması gerekli olanları yapalım". . . (Cevap verilir:) "Sizi, düşünme kapasitesi olan birinin, düşünebileceği kadar bir ömürle yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi! O halde şimdi tadın (kendinize hazırladığınızı)! Zalimler için bir yardımcı yoktur. "
38
Muhakkak ki Allah semaların (Esma hakikatinden gelen beyindeki kapasitenin) ve arzın (beyindekilerin) gaybını bilendir. . . Şüphesiz ki O, sadırların (derunlarınızın) zatı (hakikati) olarak Aliym'dir.
39
"HU" ki sizi arzda halifeler olarak meydana getiren (hilafet özelliği; meydana getirilmiştir, yaratılmamıştır. Bu ince ve derin düşünülmesi gereken bir konudur. A. H. ). . . Kim nankörlük eder (birimsel, bedensel zevkler ve kabuller uğruna halifeliğini örter) ise, onun (hakikatini) inkarı kendi aleyhinedir! Hakikat bilgisini inkar edenlere bu inkarları Rableri indinde şiddetli gazap yaşatmaktan başka bir şey artırmaz! Hakikat bilgisini inkar edenlere inkarları hüsrandan başka bir şey eklemez!
40
De ki: "Allah dununda tapındığınız ortaklarınızı - dostlarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, arzdan ne yarattılar (bedeninizde ne tasarrufları oldu)?". . . Yoksa onların semalarda bir ortaklığı mı var (bilinç dünyanıza farklı bir kendini bilme hali mi oluşturdular siz kendinizi beden kabullenirken)? Yoksa kendilerine hakikat bilgisi (kitap) verdik de onlar ondan bir açık delil üzere midirler? Bilakis, zalimler birbirlerine aldanıştan başka bir şey vadetmezler.
41
Muhakkak ki Allah, semaları ve arzı, işlevlerini yitirmemeleri için ayakta tutuyor! Andolsun ki eğer işlevlerini yitirseler O'ndan sonra hiç kimse onları ayakta tutamaz. . . Muhakkak ki O, Haliym'dir, Ğafur'dur.
42
Var güçleriyle (billahi diye) Allah'a yemin ettiler ki, eğer onlara uyarıcı gelir ise, mutlaka (geçmiş ve gelecek diğer) ümmetlerin (herhangi) birinden daha çok hidayette olacaklardı. . . Kendilerine bir uyarıcı geldiğindeyse, (bu) onlarda nefretten başka bir şey artırmadı!
43
Arzda kibirlenerek (benlikle) ve kötülüğün mekrini (hilelerini) kurarak (uzaklaştılar). . . Kötülüğün mekri ise sadece oluşturanları kuşatır! Acaba onlar, öncekilerin tabi olduğu sünnetten (Allah sistem ve düzeninden) başkasını mı bekliyorlar? Sünnetullah için bir alternatif asla bulamazsın! Sünnetullah'ta bir değişme asla bulamazsın!
44
Arzda gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl oldu basiretle görsünler? Onlar (öncekiler) kuvvet itibarıyla bunlardan daha şiddetli idiler. . . Ne semalarda ve ne de arzda hiçbir şey Allah'ı etkisiz bırakacak değildir! Muhakkak ki O, Aliym'dir, Kaadir'dir.
45
Eğer Allah, insanlara, yaptıklarının getirisini anında yaşatmayı dileseydi yeryüzünde hiçbir DABBE (insan bedenini sağ) bırakmazdı! Ne var ki onları (bedenli yaşamlarını) takdir edilmiş bir ömrün sonuna kadar tehir ediyor. Onların ecelleri geldiğinde (dünyada işleri biter)! Muhakkak ki Allah Esma'sıyla kullarının varlığında olarak Basıyr'dir.