39
SURE

Zümer Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Bu BİLGİ, Aziyz Hakiym Allah'tan boyutsal olarak şuuruna indirilmiştir!
2
Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi Hak olarak (hakikatin olan Esma boyutundan açığa çıkardık) inzal ettik! O halde Din'i, (varlıktaki sistem ve düzenin mutlak hakimi - hükümranı olarak) Allah'a kulluğunun farkındalığıyla yaşa!
3
Dikkat edin, halis din (mutlak sistem ve düzen) Allah (Esma'sının açığa çıkması) içindir! O'nun dununda (tanrısal kuvveler vehmedilenleri) veliler edinenler: "Biz onlara, sadece bizi Allah'a yaklaştırması için tapıyoruz" (derler). . . Muhakkak ki Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuda hüküm verecektir. . . Muhakkak ki Allah, yalancı olup, hakikati inkar eden kimseye hidayet etmez.
4
Eğer Allah bir çocuk edinme irade etseydi (olmasını kesin arzulasaydı), elbette yarattıklarından dilediğini süzüp seçerdi. . . Subhan'dır O! "HU" Allah Vahid, Kahhar'dır!
5
Semaları ve arzı onlar yokken Hak olarak (Esma'sındaki özelliklerle) var kıldı! Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de gecenize dönüştürür. . . Güneş'i ve Ay'ı işlevsel kılmıştır. . . Her biri belli bir ömre sahip olarak yoluna devam eder. . . Dikkat edin, "HU"; Aziyz'dir, Ğaffar'dır.
6
Sizi nefs-i vahide'den (nefs-i küll - kozmik bilinç - evrensel benlik - Hakikati Muhammedi - RUH adlı melek tanımlamalarıyla işaret edilen) yarattı! Sonra (holografik esas gereğince) ondan (bilinçten) onun eşini (bedeni) oluşturdu; sizin için en'amdan (kontrol edilebilir hayvani duygular) sekiz eş açığa çıkardı! Sizi analarınızın karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratıştan sonra (diğer) bir yaratışa (geçirerek) yaratıyor. . . İşte size Rabbiniz Allah; mülkü onun (Esma'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması) için olan! Tanrı yok; sadece "HU"! Nasıl hakikati görmezsiniz!
7
Eğer küfür (nankörlük) ederseniz (insanlığınızı - yeryüzünde {bedende} halifeliğinizi {'B'illah işareti doğrultusunda Esma kuvveleriyle tasarruf gücünüzü} değerlendirip şükretmezseniz; hakikatinizden perdelenirseniz), muhakkak ki Allah sizden Ğaniyy'dir! (Allah) kulları için küfre (nankörlüğe; fıtratlarını zayi etmelerine, kaybolmalarına) razı olmaz! Eğer şükrederseniz (değerlendirirseniz), sizin için ona razı olur. . . Hiçbir kimse, bir başkasının vebalini yüklenmez! Sonra dönüşümünüz Rabbinizedir! Sizde yaptıklarınızın sonucunun ne olduğunu açığa çıkaracaktır. . . Muhakkak ki O, içinizdekilerin (bilinç ve şuurunuzun) Zatı (hakikati) olarak Aliym'dir (sakladıklarınızı da, her şeyinizi de tam bilen).
8
İnsana (rahmet olarak; onu arındırmak - genişletmek için) bir durr (zarar, hastalık, sıkıntı) dokunduğunda, O'na yönlenir; Rabbine dua eder. . . Sonra ona (Rabbi) kendinden bir nimet lütfettiğinde, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak için Allah'a endad (denk vehmettiği varlıklar) kabullenir. . . De ki: "Küfrünle azıcık yaşa. . . Muhakkak ki sen ateş ehlindensin!"
9
(Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum'un varlığıyla) kaim olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esma kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. "
10
De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden (yaptığınız her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun! Bu dünyada güzellikler, iyilik yapanlar (mümin - kafir fark etmez) içindir. . . Allah'ın arzı (Beyinin Esma özelliklerini açığa çıkarma kapasitesi) geniştir. . . Sadece sabredenlerde bunun karşılığı hesapsız açığa çıkarılır. "
11
De ki: "Kesinlikle hükmolundum ki, sistem ve düzeninde O'ndan başka etken görmemek üzere Allah'a kulluk edeyim. "
12
"Hükmolundum ki, teslim olmuşluğunun farkındalığını yaşayanların ilki olmakla!"
13
De ki: "Gerçektir ki, ben muazzam bir sürecin yaşanacak azabından korkarım, eğer Rabbime isyan edersem (varlığımdaki mutlak tedbirini görmezden gelirsem)!"
14
De ki: "Sistem ve düzeninde O'ndan başka etken görmemek üzere Allah'a kulluk edeyim. . . "
15
"Siz de O'nun dununda dilediğinize tapının!" De ki: "Gerçek şudur ki; kıyamet sürecinde hüsranı yaşayacak olanlar, hem nefslerini (bilinçlerini/kendilerini) hem de ehillerini (o günkü eşi olan bedenini) hüsrana uğratacak şekilde yönlendirenlerin ta kendileridir! Dikkat edin! İşte o apaçık bir hüsranın ta kendisidir!"
16
Onların, fevklerinden (bilinç boyutu itibarıyla) de yakıcı - ateşten gölgelikler (katmanlar) vardır, altlarından (bedenleri itibarıyla) da gölgelikler (katmanlar) vardır. . . İşte (gerçek) bu; Allah onun korkusunu kullarında açığa çıkarıyor! Ey kullarım, benden korunun (Sünnetim gereği sizden açığa çıkan her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağım için)!
17
Bedenini tanrılaştırarak (tagut) ona tapınmaktan kaçınıp, Allah'a (hakikatlerine) yönelenler var ya, onlar için Büşra (müjde; vuslat) vardır. . . Kulları müjdele!
18
Onlar (o kullarım) ki, Hak sözü işitip, onun en güzeline (en koruyucu olanına) tabi olurlar. . . İşte onlar kendilerini Allah'ın hakikate erdirdiği kimselerdir ve işte onlar derin düşünen akıl sahiplerinin ta kendileridirler!
19
Yanan kimseyi sen mi kurtaracaksın, azap çekmesi için varolmuş (şaki) ise?
20
Fakat Rablerinden korunanlara gelince, onlar için fevkinde (bilinç boyutunda) bina olunmuş, altlarından nehirler (kendilerinde açığa çıkan ilmin getirisi marifetler) akan ğuraf (cennet makamları) vardır. . . (Bu) Allah'ın vaadidir. . . Allah vaadi asla değişmez!
21
Görmedin mi ki Allah, semadan (Esma manalarının açığa çıkışı olan şuurdan) bir su (ilim) inzal etti de onu arzdaki (bedendeki) kaynaklara (beyine) koydu. . . Sonra ondaki kuvvelerle renkleri muhtelif (çeşitli huyların sonucu) ekinler (üretim) açığa çıkarıyor. . . Sonra kurur da sen onu sararmış görürsün (oluşumu sırasında çok değer verdiğin şeyler, olup bittikten sonra bakarsın tüm değerini yitirir). . . Sonra onu bir hutam (kuru bitki, çer - çöp) kılar! Muhakkak ki bu (misalde) derin düşünen akıl sahipleri için elbette bir ders vardır!
22
Allah kimin derununu İslam'ı kavrayacak şekilde genişletti ise, o Rabbinden bir nur üzere değil midir? Allah'ın zikrinden (hatırlattığından) kalpleri kasavetlenene (içleri sıkılıp bunalanlara) yazıklar olsun! İşte onlar apaçık şekilde (hakikatten) sapmayı yaşamaktadırlar!
23
Allah, sözün en güzelini; müteşabih (benzetme yollu), mesani (aynı cümlede veya kelimede iki ayrı işareti vererek ikili anlatımla) bir bilgiyi (tafsilatlı) indirdi. . . Rablerinden haşyet eden kimselerin Ondan derileri (tüyleri) ürperir. . . Sonra bedeni ve şuuru Allah zikrine yumuşar (kabule müsait hale gelir). . . İşte bu Allah'ın hidayetidir ki onunla dilediğini hakikate erdirir! Allah kimi saptırırsa ona hidayet edecek yoktur.
24
Kıyamet sürecinde (başka hiçbir imkanı olmadığı için yalnızca) yüzüyle azabın en kötüsünden korunmaya çalışan kimse mi? Zalimlere: "Kazandıklarınızı tadın!" denilmiştir.
25
Onlardan öncekiler yalanladı da bu yüzden azap onlara fark etmedikleri bir yerden geldi.
26
Allah, onlara dünya hayatında rezilliği tattırdı. Sonsuz geleceğin azabı ise elbette Ekber'dir! Eğer bilselerdi!
27
Andolsun ki şu Kuran'da insanlar için her türlü misali kullandık. . . Belki tezekkür ederler (unutmuş oldukları hakikatlerini hatırlayıp) üzerinde derin düşünürler diye!
28
Pürüzsüz, net Arapça bir Kur'an olarak (vahyettik). . . Belki (anlayıp) korunurlar diye.
29
Allah bir misal verdi: Birbiriyle sorunlu ortaklara hizmet veren adam ile sadece bir adama teslim adam. . . Bu ikisinin şartları eşit olur mu? El Hamdu Lillah! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler!
30
Kesinlikle sen ölümü tadacaksın ve muhakkak ki onlar da ölümü tadacaklar!
31
Sonra, muhakkak ki siz, kıyamet sürecinde Rabbinizin indinde karşılaştırılacaksınız.
32
Allah üzerine yalan söyleyen ve kendisine geldiğinde varlığındaki gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Hakikat bilgisini inkar edenler için, yaşayacakları ortam cehennemde değil midir?
33
Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!
34
Onlar için Rablerinin indinde diledikleri her şey vardır! İşte bu muhsinlerin (Allah'a görürcesine kulluk etmekte olanların) cezasıdır!
35
Ta ki Allah, önceden yaptıklarının en kötüsünü bile onlardan silsin ve yapmakta olduklarının en güzeli ile mükafatlarını onlara versin.
36
Allah, Esma'sından yarattığı kuluna kafi değil mi? Seni O'nun dunundakilerle korkutuyorlar! Allah kimi saptırırsa onun için hidayet edici yoktur.
37
Allah kime hidayet ederse, kimse onu saptıramaz! Allah (Bi-) Aziyz (kullarından bu isminin işaret ettiği özelliği açığa çıkaran), Züntikam (araya duygu katmaksızın yaptığının sonucunu kesinlikle yaşatan) değil midir?
38
Andolsun ki eğer onlara: "Semaları ve arzı kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Allah" diyeceklerdir. . . De ki: "(Bu cevabınıza göre) Allah dununda isimlendirdiklerinizin (yerini) gördünüz mü? Eğer Allah bende bir zarar, sıkıntı irade ederse, O'nun verdiği zararı, sıkıntıyı onlar açıp kaldıracaklar mı? Yahut (Allah) bende bir rahmet irade ederse, O'nun rahmetini onlar engelleyebilirler mi?". . . De ki: "Allah bana yeter! Tevekkül edenler O'nu Vekiyl kılar!"
39
De ki: "Ey halkım! Anlayışınız kadarıyla elinizden geleni yapın; muhakkak ki ben de yapmaktayım. . . Yakında bileceksiniz. . . "
40
"Kime geliyor aşağılayıcı azap (ölüm) ve kime gelmekte daimi azap (cehennem)?"
41
Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi insanlar için Hak olarak inzal ettik! Artık kim hakikate yönelirse kendi nefsi içindir! Kim de (hakikatten) saparsa sonucu sadece kendi aleyhine olarak sapar! Sen onların vekili değilsin!
42
Allah, ölümü tatma zamanı geldiğinde insanları vefat ettirir (bedenin işlevsiz kalması). . . Ölmemiş olanları da uykularında (bilinç dünyasına geçirtir). . . Hakkında ölüm hükmettiğini (o boyutta) tutar; diğerlerini belli bir ömür için irsal eder. . . Muhakkak ki bu olayda derin düşünen bir topluluk için elbette işaretler vardır.
43
Yoksa Allah dununda şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Ya o edindikleriniz hiçbir şeye sahip olmayan ve akılsız iseler de mi?"
44
De ki: "Şefaat tümüyle Allah'ındır! (Çünkü) semaların ve arzın mülkü O'nundur! Sonra O'na rücu ettirileceksiniz. "
45
Allah, TEK'liği itibarıyla hatırlatıldığında, sonsuz yaşamlarına iman etmeyen kimselerin şuurları bundan hoşlanmaz! O'nun dunundakiler anıldığındaysa, hemen onlar müjdelenmişçesine yüzleri güler!
46
De ki: "Ey Allah'ım, semaların ve arzın Fatır'ı; gaybı ve şehadeti bilen; tartıştıkları konuda kulların arasında sen hüküm verirsin!"
47
Eğer ki yeryüzündekilerin tümü ve onunla beraber onun misli daha, o zulmedenlerin olsa, elbette onu, kıyamet sürecindeki azabın kötüsünden (kurtulmak için) fidye verirlerdi! (Çünkü) Allah'tan hiç ummadıkları şey onların karşısına çıktı!
48
(Yaptıkları sonucu) kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara zahir oldu; alay ettikleri şey kendilerini çepeçevre kuşattı!
49
İnsana bir zarar, hastalık, sıkıntı geldiğinde bizden yardım ister. . . Sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde "O, bana bilgim sayesinde verilmiştir" (der). . . Hayır; o (nimet) bir sınav objesidir! Ne var ki onların çoğunluğu bunu bilmezler.
50
Onlardan öncekiler de gerçekten onu söylemişti. . . (Ama) kazandıkları şeyler onlara bir fayda vermedi.
51
Sonunda kazandıkları şeylerin kötülükleri kendilerine isabet etti. . . Bunlardan zulmedenlere gelince, onların kazandıkları şeylerin kötülükleri de kendilerine isabet edecektir. . . Onlar (Bizi) aciz bırakamazlar!
52
Bilmediler mi ki Allah yaşam gıdasını dilediğine yayar, genişletir, (dilediğine de) daraltır! Muhakkak ki bu olayda iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.
53
De ki: "Ey nefslerinin hakkını vermede israf etmiş kullarım (benliğinin hakikatini yaşamak yerine ömrünü bedensellik yolunda harcamış olan)! Allah Rahmetinden ümit kesmeyin! Muhakkak ki Allah bütün suçları (tövbe edene) mağfiret eder. . . Muhakkak ki O, Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
54
Rabbinize yönelin (tövbe edin) ve size azap (ölüm) gelmeden önce O'na teslim olun. . . Sonra yardım olunmazsınız!
55
Siz farkında olmadan, ansızın azap (ölüm) size gelmeden önce, Rabbinizden size inzal olunan en güzele tabi olun!
56
(O süreçte) bir nefs şöyle der: "Allah'ı tanımada yetersiz kalmam dolayısıyla düştüğüm hasrete (kayıplarıma) bak! Elbette ben alay edenlerdendim! (İşin gerçeğinin ve ciddiyetinin farkında değilmişim?)"
57
Yahut şöyle der: "Eğer Allah bana hidayet etseydi, elbette korunanlardan olurdum. "
58
Yahut azabı gördüğünde şöyle der: "Keşke bir kere daha (bedenli - beyinli yaşama) sahip olsam da, muhsinlerden olsam. "
59
"Hayır, sana işaretlerim gerçekten geldi de onları inkar ederek yalanladın, benlik tasladın ve hakikat bilgisini inkar edenlerden oldun!"
60
Kıyamet sürecinde, Allah hakkında yalan söylemişleri, yüzleri kararmış görürsün. . . Kibirlenen, büyüklenenler için yaşam ortamı, cehennemde değil midir?
61
Allah korunanları, açığa çıkardıkları başarılarla kurtuluşa erdirir! Onlara kötülük dokunmaz ve onlar mahzun da olmazlar.
62
Allah her şeyin Haliki'dir. . . "HU" her şey üzerine Vekiyl'dir.
63
Semaların ve arzın anahtarları O'nundur! Allah'ın işaretlerindeki varlığını, inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir!
64
De ki: "Bana Allah'ın gayrına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz, ey cahiller!"
65
Yemin ederim ki, sana ve senden öncekilere de şu vahyolundu: "Kesinlikle, eğer şirk koşarsan, mutlaka yaptıkların boşa gidecek; muhakkak hüsrana uğrayanlardan olacaksın!"
66
Hayır, sadece Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol (kul olma nimeti ne demektir bunu değerlendir)!
67
Allah'ı hakkıyla değerlendiremediler! Kıyamet sürecinde arz bütünüyle O'nun kabzasındadır (avucunun içindedir); semalar O'nun sağ eliyle dürülmüşlerdir. . . O, onların şirk koştuklarından münezzehtir, Ali'dir.
68
Sur'a üflenmiştir! Bu yüzden, Allah'ın dilediği müstesna, semalarda ve arzda kim varsa çarpılıp baygınlık geçirmektedir. . . Sonra ona ikinci (defa) nefholundu; işte onlar ayaklanmışlar bakıyorlar.
69
Arz, Rabbinin nuru ile parıldamış, Bilgi (hakikat) açığa çıkmış, Nebiler ve şüheda getirilmiş, onlar haksızlığa uğratılmaksızın aralarında Hak olarak hükmedilmiştir.
70
Her nefse yaptığının karşılığı tam verilir. . . O, onların yapıp işlediklerini (yaptıklarının yaratanı olarak) daha iyi bilir.
71
Hakikat bilgisini inkar edenler de sınıflar halinde cehenneme sevkolunmuştur. . . Nihayet oraya geldiklerinde, onun kapıları açıldı ve onun bekçileri onlara: "Sizden, Rabbinizin işaretlerini size bildiren, bu sürece kavuşacağınız hakkında sizi uyaran Rasuller gelmedi mi?" dedi. . . Dediler ki: "Evet". . . Ne var ki, azap sözü, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine gerçekleşmiştir. "
72
Denildi ki: "Girin cehennemin kapılarından, orada sonsuza dek kalacaksınız. . . Kibirli, benliklerinden vazgeçemeyenlerin kalacakları yer ne kötüdür!"
73
Rablerinden ittika edenler (bedenselliklerinden korunanlar) ise sınıflar halinde cennete sevkolunmuştur. . . Nihayet oraya geldiklerinde ve onun kapıları açıldığında, onun muhafızları hitap eder: "Selamun aleyküm! Ne hoş olmuşsunuz. . . Sonsuza dek kalmak üzere girin!"
74
(Cennetlikler) dediler ki: "Hamd o Allah'a ki, vaadini gerçekleştirdi ve bizi şu arza (ortama) varis kıldı. . . Cennetten dilediğimiz makamda yaşıyoruz. . . (İmanın gereğini) uygulayanların karşılığı ne güzelmiş!"
75
Melekleri de; Arş'ın (hükümranlık tahtının - El Esma özelliklerinin açığa çıkma/seyri makamının) her yanından kuşatmışlar ve Rablerinin hamdini, münezzeh oluşunu dillendirirlerken görürsün. . . Herkes hakkında Hak olarak hükmolunmuş ve: "Hamd, Rabb-ül alemin olan Allah'a aittir" denilmiştir.