4
SURE
Nisa Suresi
⌄
⌄
1
Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten[1] (candan/cevherden) yaratan, eşini de ondan[2] yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan[3]Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Kendisiyle ilgili birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a ve yakınlara karşı takvâlı olun! Şüphesiz ki Allah üzerinizde gözetleyicidir.
2
3
4
5
6
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin! Onlarda yetişkinlik[1] görürseniz hemen mallarını kendilerine verin! Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye onları (yetimlerin mallarını) israf ile ve tez elden yemeyin! Zengin olan (veli, yetimin malına) tenezzül etmesin; fakir olan da (ihtiyacına) uygun olarak yesin! Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman onlarla ilgili şahit bulundurun! Hesap görücü olarak Allah yeter.
7
8
9
10
11
Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli gibi (miras vermenizi) emreder.[1] (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölünün) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. (Mirasçı) tek bir (kadın) ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana babasından her birinin mirastan altıda bir payı vardır. Çocuğu yok da ana babası ona mirasçı olmuş ise annesine üçte bir (düşer). Ölenin kardeşleri varsa, annesine altıda bir (düşer. Bütün bu paylar, ölenin daha önce yapmış olduğu) vasiyetten ve/veya borçtan sonradır.[2] Babalarınız ve oğullarınız(dan) hangisinin size yarar bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz.[3] (Bunlar) Allah tarafından belirlenmiş farzlardır (paylardır). Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
12
Çocukları yoksa eşlerinizin (hanımlarınızın) bıraktıklarının yarısı sizindir. Yapacakları vasiyetten ve/veya borçtan sonra, onların (eşlerinizin) çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuklarınız yoksa bıraktıklarınızın dörtte biri onların (hanımlarınızın)dır. Çocuğunuz varsa, yapacağınız vasiyetten ve/veya borçtan sonra, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Bir erkek veya hanım bir kelâle[1] (annesi, babası ve çocukları bulunmayan kişi)nin malı mirasçılara kalırsa ve (başka bir anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa her birine altıda bir düşer. (Kelâle durumundakinin kardeşleri) bundan fazla iseler, yapılacak vasiyetten ve/veya borçtan sonra üçte bire ortaktırlar.
(Bu vasiyetler ve/veya borçlar) kimse zarara uğratılmaksızın[2] ve Allah'tan size bir vasiyet (farz bir görev) olarak (yapılacak)tır. Allah bilendir, hoşgörülüdür.
13
14
15
16
17
18
19
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Apaçık bir çirkinlik yapmaları hariç, onlara verdiğinizin (mehrinizin) bir kısmını gidermeniz (geri almanız) için de onları sıkıştırmayın! Onlarla iyi geçinin! Onlardan hoşlanmazsanız, (bilin ki) sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allah çok hayır koymuş olabilir.
20
21
22
23
Anneleriniz, kızlarınız,[1] kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt (emmekten dolayı oluşan) kız kardeşleriniz,[2] kadınlarınızın (eşlerinizin) anneleri, kendileriyle (cinsel ilişki ile) birleştiğiniz kadınlarınızdan (eşlerinizden) olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız da size haram kılınmıştır. Onlarla (hanımlarla nikâhlanmış da) henüz (cinsel ilişki ile) birleşmemiş (ve onlardan boşanmış)sanız, (onların kızlarını almanızda) size herhangi bir vebal yoktur.[3] Kendi neslinizden olan oğullarınızın helalleri (gelinleriniz)[4] ve iki kız kardeşi (aynı anda) birlikte[5] almak da (size haram kılındı). Ancak geçen geçmiştir.[6] Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
24
Sağ ellerinizin (yeminlerinizin) sahip oldukları[1] hariç, Allah'ın size bir yazısı (emri) olarak evli kadınlar[2] da (size haram kılınmıştır).[3] Bunların ötesinde (başkasını), namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılınmıştır. Onlardan yararlanmanıza karşılık, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin![4] mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size herhangi bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
25
İçinizden, imanlı özgür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kişi, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan, yeminlerinizin sahip oldukların)dan (cariyelerinizden alsın)! Allah sizin imanınızı çok iyi bilendir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onları sahiplerinin izni ile nikâhlayın ve namuslu yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ile uygun bir şekilde mehirlerini de (bizzat) kendilerine verin! Evlendikten sonra bir çirkinlik (fuhuş) yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır).[1] Bu (cariye ile evlenme emri), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için hayırlı olandır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
26
27
29
30
31
32
33
34
Allah'ın onlardan (insanlardan) bir kısmını diğerlerine (farklı oldukları noktalarda) üstün kılması ve (bir de) mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların koruyucusudur. (Onun için) iyi kadınlar, (Allah'a) itaatkâr; Allah'ın (kendilerini) korumasına karşılık gizliyi (namuslarını) koruyanlardır. Geçimsizliğinden[1] endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara öğüt verin; onları yataklarda yalnız bırakın ve kendilerini (kısa süreli yanınızdan) uzaklaştırın![2] Size gönülden bağlanırlarsa[3] artık onların aleyhine başka bir yol aramayın! Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
35
36
37
38
39
40
41
42
43
Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, -yolcu olanlar hariç- cünüpken de yıkanıncaya kadar salât'a (namaza) yaklaşmayın![1] Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh[2] edin![3] Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
44
46
Yahudilerden bir kısmı[1] kelimelerin yerlerini değiştirir;[2] (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik ve karşı geldik", "Dinle, dinlemez olası!" ve (bir de) ‘Râ‘ınâ'[3] (bize çobanlık et) derler. Onlar "İşittik, itaat ettik", "(Bizi) dinle." ve "Bizi gözet." deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir;[4] artık azı inanır.
47
48
49
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
71
72
73
74
75
76
77
Kendilerine "Ellerinizi (savaştan) çekin; namazı kılın ve zekâtı verin!" denen kişileri görmedin mi? Onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta[1] daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?" dediler. (Onlara) de ki: "Dünya geçimliği (hayatı) azdır; takvâlı (duyarlı) olanlar için ahiret hayırlı olandır. En küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaksınız."
78
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız ölüm size ulaşır. Kendilerine herhangi bir iyilik gelse "Bu, Allah'tandır." derler. Kendilerine herhangi bir kötülük geldiğinde ise "Bu, sendendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!"
79
80
81
82
83
Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar. (Oysa) onu, Elçi'ye veya aralarında yetki sahibi kişilere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı, azınız hariç elbette şeytana uyardınız.
84
85
86
87
88
89
90
Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya sizinle de kendi toplumlarıyla da savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hariçtir. Allah dileseydi onları da başınıza salardı da sizinle savaşırlardı. Onlar sizden ayrılır da sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, (bu durumda) Allah size, onların aleyhinde bir yol(a girme hakkı) vermemiştir.
91
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı.[1] Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik.[2]
92
Hata (kaza) ile olması dışında, bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz.[1] Hata ile bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Ancak (ölünün ailesinin o diyeti) bağışlaması başka.[2] (Hata ile öldürülen kişi) mümin olduğu hâlde, düşmanınız olan bir toplumdan ise mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Hata ile öldürülen kişi) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Bunları) bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesi(nin kabulü) olarak iki ay peşpeşe oruç tutması (gerekli)dir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
93
94
Ey iman edenler! Allah yolunda (savaş) yolculuğuna çıktığınız zaman (durumu) iyice araştırın! Size selam verene (barış teklif edene), dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin!" demeyin![1] (Çünkü) Allah'ın katında sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyleyken Allah size lütfetmişti; (durumu) iyice araştırın! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
95
(95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
96
(95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
97
98
100
101
102
Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza durup, silahlarını alsınlar (kuşansınlar); böylece secde ettiklerinde (namazı kıldıklarında diğerleri) arkanızda olsunlar! (Ardından henüz) namazını kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namazı kılsın, onlar da önlemlerini ve silahlarını alsınlar! O kâfir olanlar sizin silahlarınızdan ve eşyanızdan habersiz olmanızı ve üstünüze birden baskın yapmayı isterler. Size yağmurdan (dolayı) bir eziyet dokunur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size herhangi bir vebal yoktur. (Yine de) önleminizi alın! Şüphesiz ki Allah kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacak)tır.[1]
103
104
105
108
109
110
111
112
113
Allah'ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya (şaşırtmaya) yeltenirdi. (Oysa) onlar, sadece kendilerini saptırır[1] ve sana asla zarar veremezler. Allah sana Kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.
114
115
116
117
118
119
Onları mutlaka saptıracağım, elbette onları boş kuruntulara boğacağım; elbette onlara emredeceğim (fısıldayacağım) ve hayvanların kulaklarını yaracaklar; elbette onlara emredeceğim ve Allah'ın yarattığını değiştirecekler."[1] Kim Allah'ın dışında (O'nu bırakır da) şeytanı dost edinirse, elbette apaçık bir şekilde kaybetmiştir.[2]
120
121
122
123
124
125
126
127
Senden kadınlar[1] hakkında fetva istiyorlar. De ki: "Onlarla ilgili fetvayı size Allah şöyle vermektedir: Kitapta, kendileri için yazılmışı (farz kılınan mirası, mehri) vermeyip nikâhlamak istediğiniz kadınların yetimleri, zayıf bırakılmış (çaresiz) çocuklar ve yetimlere karşı adil davranmanız hakkında size tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan ayetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymakta)dır. Her ne hayır (yardım) yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir."
128
Bir hanım, kocasının geçimsizliğinden[1] veya kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse,[2] aralarında tamamen bir barış yapmalarında onlara hiçbir vebal yoktur. Barış hayırlı olandır. Zaten nefisler kıskançlığa hazır kılınmıştır. Güzel davranır (iyi geçinir) ve takvâlı (duyarlı) olursanız, şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
129
130
131
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. Yemin olsun ki sizden önce kendilerine Kitap verilenlere de size de "Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!" diye emrettik.[1] İnkâr ederseniz (bilin ki) göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir.[2] Allah zengindir, övgüye layık olandır.
132
133
134
135
Ey iman edenler! Adaleti (titizlikle) ayakta tutan, kendiniz, ana baba(nız) ve yakınlar(ınız) aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kişiler olun![1] (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin de fakir de olsalar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Adalet(ten sapma) konusunda arzular(ınız)a uymayın! (Şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) veya şahitlik etmekten kaçınırsanız, (bilin ki) şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
136
137
139
140
(Allah) Kitapta size şöyle (bir hüküm) indirmiştir: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve/veya onlarla alay edildiğini duyduğunuz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla birlikte oturmayın![1] (Aksi takdirde) şüphesiz ki siz de onlar gibi olursunuz.[2] Şüphesiz ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir."
141
(Münafıklar) sizi gözetleyip dururlar. Size Allah'tan bir zafer (nasip) olursa, "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferde) bir payları olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebileceğimiz hâlde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?" derler.[1] Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş[1] ve "Bize Allah'ı apaçık göster." demişlerdi[2] de haksızlıkları sebebiyle onları hemen yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık ayetler (mucizeler) geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi.[3] Biz bunu da affetmiş, Musa'ya da apaçık bir delil vermiştik.
154
155
156
157
(İsrailoğulları'nın) "Allah elçisi (olduğunu sanan) Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük!" demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememiş ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
Ey kitap ehli! Dininiz hakkında aşırı gitmeyin[1] ve Allah hakkında, gerçek(ler)den başkasını söylemeyin! Mesih (yani) Meryem oğlu İsa, sadece Allah'ın elçisidir; (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı kelimesidir;[2] O'ndan bir rûhtur (mesajdır). Allah'a ve elçilerine iman edin! "(Tanrı) üçtür!" demeyin; sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin! Yalnızca Allah'tır tek ilah. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.
172
173
İman edip iyi işler yapanlara (Allah) ödüllerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da verecektir.[1] (Kulluğundan) kaçınan ve kibirlenenlere gelince, (Allah) onlara elem verici bir şekilde azap edecektir. Onlar kendileri için Allah'a rağmen hiçbir dost da yardımcı da bulamayacaklardır.[2]
174
175
176
Senden fetva istiyorlar. De ki: Kelâle[1](nin mirası hakkında) Allah size fetvayı (şöyle) vermektedir: Çocuksuz bir kişi ölürse ve onun bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı onundur (kız kardeşindir). Çocuksuz bir kadın (ölür ve onun bir erkek kardeşi olursa) o (erkek kardeş) ona mirasçı olur. Kız kardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Şayet erkek ve kadın daha fazla kardeş var ise bir erkeğin payı iki kadının payı gibidir. Şaşırırsınız diye Allah size açıklıyor. Allah her şeyi bilendir.