6
SURE
Enam Suresi
⌄
⌄
1
2
3
4
5
6
Biz, kendilerinden evvel nice nesil (ler) i helak etdik, görmediler mi? (Ey Mekkeliler) biz onlara yer (yüzün) de size vermediğimiz (bütün) imkanları verdik, gökden üstlerine bol bol (yağmurlar) gönderdik, (evlerinin) altlarından akar ırmaklar yapdık da günahları yüzünden yine onları yok edib arkalarından başka nesil (ler) peyda etdik.
7
8
9
10
11
12
14
16
17
18
19
De ki: "Şahid olmak bakımından hangi şey daha büyük?" De ki: "Benimle sizin aranızda (hak peygamber olduğuma) Allah hakkıyle şahiddir. Şu Kur'an bana — sizi de, (sizden sonra) erişen (ler) i de inzar etmekliğim için — vahyolundu. Allahla beraber başka tanrılar da olduğuna gerçekden siz mi şahidlik ediyorsunuz"? De ki: "Ben (buna) şahidlik etmem". De ki: "O, ancak bir tek Tanrıdır ve sizin eş tutmakda olduğunuz nesnelerle muhakkak ki benim bir ilişiğim yokdur".
20
21
22
23
24
25
İçlerinden sana kulak verib de (okuduğun Kur'anı) dinleyenler vardır. Halbuki biz, onu iyice anlayabilmelerine mani olmak için yüreklerinin üstüne perdeler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar (istedikleri) her mu'cizeyi görseler yine ona inanmazlar. Hatta o küfredenler sana geldikleri zaman seninle çekişmiye kalkışarak: "Bu (Kur'an), eskilerin masallarından başka (bir şey) değildir der (ler).
26
27
28
29
30
31
Allahın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçek en büyük ziyana uğramışdır. Nihayet kendilerine ansızın kıyamet günü çatdığı zaman, onlar (günah) yüklerini sırtlarının üstüne yükleyerek, demişler (diyecekler) ki: "orada (Hayatda) yapdığımız taksirlerden dolayı eyvah bize!.. Dikkat edin, ne kötüdür o yüklenib taşıyacakları şeyler!
32
33
34
Andolsun, senden evvelki peygamberler (in kendileri) yalanlanmadı da tekzib edildikleri ve ezaya uğratıldıkları şeylere karşı sabr etmişlerdi. Nihayet onlara yardımımız gelib yetişdi. Allahın kelimelerini (katlananlar hakkındaki nusret va'dini) değişdirebilecek (hiç bir ferd ve kuvvet) yokdur. Andolsun, (tarafımdan) gönderilen (o peygamber) lerin haberinden bir kısmı sana da geldi.
35
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir ayet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve icabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidayet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.
36
37
38
39
40
41
42
43
44
Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüd verildiyse onları unutunca üzerlerine her şey'in (her zevkin, her nimetin) kapılarını açdık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıb) ferahlandıkları vakit da onları ansızın tutub yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümidlerinden mahrum kaldılar.
45
46
(Habibim, Mekkelilere) de ki: "Bana haber verin: Eğer Allah kulağınızı, gözlerinizi al (ıb sizi sağır ve kör bırak) ırsa, kalblerinizin üstüne bir de mühür vurursa Allahdan başka onları size getirecek tanrı kimdir"? Bak, ayetlerimizi türlü türlü nasıl açıklıyoruz da onlar yine (bu ayetlerimizden) yüz çeviriyorlar.
47
48
49
50
51
52
53
54
56
57
58
59
60
Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün ne elde etdiğinizi bilen, sonra sizi o zaman (diriltircesine) uyandıran Odur. Taki (böyle böyle) muayyen olan bir ecelin (bir ömrün) hükmü icra ve itmam edilmiş olsun. Yine dönüşünüz ancak Onadır. (Bundan) sonra ise O, size (dünyada) ne yapardınız haber verecekdir.
61
62
63
65
66
68
69
70
Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen, kendilerini dünya hayaatı aldatmış bulunan kimseleri (öylece haaline) bırak. Sen yalınız onunla (Kur'an ile) va'z et ki hiç bir kimse kazandığı (günah) yüzünden helake sürüklenib atılmasın. Ona Allahdan ne bir yar, ne de bir şefaatçi yokdur. O, bütün varını fidye olarak verse yine ondan alın (ıb kabul olun) maz. Onlar (dünyada) kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfr-ü inkar etmekde oldukları (hakıykatler) den dolayı kaynar su ve acıklı azab onlar içindir.
71
De ki: "Allahı bırakıb da bize ne faide, ne zarar yapamayacak olan şeylere (putlara) mı tapalım? Allah bizi doğru yola iletdikden sonra — şeytanların sapdırıp şaşkın bir halde çöle düşürmek istedikleri, arkadaşlarının ise "Bize gel" diye yola çağırdıkları kimse gibi — ökçelerimizin üzerine gerisin geri mi (şirke) döndürülelim"? De ki: "Allahın hidayet yolu şübhesiz ki doğru yolun ta kendisidir ve biz (kendimizi) kainatın Rabbine teslim etmemizle emrolunmuşuzdur.
72
73
74
75
76
77
78
79
80
Kavmi ona (düşmanca ve cahilce) hüccet getirmiye kalkışdı. O dedi ki: "Allah beni doğru yola iletmişken siz benimle Onun hakkında haala çekişiyor musunuz? Ben Ona eş tanıdığınız şeylerden (hiç bir zaman) korkmam. Meğer ki Rabbim (hakkımda) bir şey (bir felaket) dilemis olsun. Rabbimin ilmi her şey'e sargın ve taşkındır. Haala düşünüb öğüd almayacak mısınız"?
81
82
83
84
86
87
88
89
90
91
Yahudiler de) Allahın kadrini, ona layık olacak bir suretde, hakkıyle takdir etmediler. Çünkü "Allah hiç bir beşere hiç bir şey indirmedi" dediler. Söyle (onlara) ki: "Musanın insanlara bir nur ve hidayet olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kağıdlar haaline koyub (işinize geleni gösterib) açıkladığınız, (fakat) çoğunu gizlediğiniz o' kitabı kim indirdi? Sizin de, atalarınızın da bilmediğiniz şeyler (Kuranda) size öğretilmişdir". (Habibim) sen "Allah" de (geç) ve sonra onları bırak ki daldıkları batakda oynaya dursunlar!
92
İşte bir kitab ki onu — bir feyz kaynağı ve elleri arasındaki (Tevrat ve İncili) tasdıyk edici (ve doğrultucu) olarak, bir de şehirlerin anası (bulunan Mekke) ile bütün çevresindeki (insanları) azab ile korkutman için — indirdik. Ahirete inanmakda olanlar — onlar namazlarına devam (ve ihtimam) ederek — ona (Kur'ana) inanırlar.
93
Allaha karşı yalan düzüb atandan, yahud kendisine hiç bir şey vahy edilmemişken "Bana da (kitab) vahy olundu" diyenden, bir de "Allahın indirdiği (ayetler) gibi ben de indireceğim" diye söyleyenden daha zaalim kimdir? Ölümün şiddetleri içinde, meleklerin de pençelerini uzatarak kendilerine "(Haydi bakalım), canlarınızı kurtarın! Allaha karşı haksız olanı söyleyegeldiğiniz, Allahın ayetlerinden kibirlenerek uzaklaşmış olduğunuz içindir ki bugün hakaaret azabıyle cezalandırılacaksınız" (dedikleri zaman) sen o zaalimleri bir görmelisin!
94
Andolsun, sizi ilk defa (doğumunuzda) yaratdığımız gibi (ahıretde de) yapayalınız, teker teker (çırılçıplak) huzurumuza gelmişsinizdir (geleceksiniz). Size ihsan etdiğimiz şeyleri (malları) da sırtlarınızın arkasına bırakmışsınızdır. İçinizde, kendileri hakıykaten (Allahın) ortakları olduğunu boş yere iddia etdiğiniz şefaatçilerinizi de şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağ) parça parça kopmuşdur. Haklarında kuru zan besler olduğunuz şeyler (putlar) sizden gaaib olub gitmişdir.
95
96
97
98
99
O, gökden (bulutla) su indirendir. Sonra biz onunla bir şey'in (her nevin) nebatını (bitirib) çıkardık, içlerinden de taze ve yeşil (fidanlar) meydana getirdik ki ondan da (büyütüb) birbirinin üstüne binmiş tane (ler), hurma domurcuğundan (el ile tutulabilecek derecede) yakın salkımlar, birbirine hem benzeyen, hem benzemeyen üzümlerden, zeytinden ve nardan bağçeler yapıb çıkarıyoruz. (Her birinin) meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de kemale erişdiği vakit bakın. Şübhesiz ki bütün bunlarda iman edecekler için bir çok ibretler vardır.
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
Biz, (sana yapdığımız gibi) her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz (ler ve vesveseler) telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu (bu telkıyni) yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber (baş başa) bırak.
113
114
(Habibim, de ki:) "O, size o kitabı (kendinde hak ile baatıl tamamen) açıklanmış (ayırd edilmiş) bir halde indirmişken (benimle sizin aranızda tutub da) Allahdan başka bir hakem mi arayacak mışım"? Kendilerine kitab verdiğimiz o kimseler de bilirler ki o (Kur'an) hiç şübhesiz Rabbinden hak olarak indirilmişdir. Öyle ise sakın şüpheye düşenlerden olma.
115
116
118
119
O, size — kendisine kat'i suretde muztar ve muhtac bulunduklarınız müstesna olmak üzere — neleri haram kıldığını ayrı ayrı bildirmişken üzerlerine Allahın adı anılmış olanlardan yememeniz de ne oluyor ya? Muhakkak ki bir çokları ilim (ifade edebilecek deliller) ile (hiç bir münasebeti) olmayarak heva (ve heves) leriyle (halkı) her halde sapdıracaklardır. Şübhesiz ki Rabbin haddi aşanları en çok bilenin ta kendisidir.
120
121
122
123
124
Onlara bir ayet gel (ib tebliğ edil) diği zaman derler ki: "Allahın peygamberlerine verilenler gibi bize de verilinceye kadar asla iman etmeyeceğiz". Allah, elçiliğini nereye vereceğini çok iyi bilendir. Cürüm işleyen onları, yapageldikleri hıylekarlıklar sebebiyle, Allah katından bir horluk ve çetin bir azab çarpacakdır.
125
Allah kime doğru yolu gösterir, imana muvaffak ederse onun göksünü islam için açar (genişletir). Kimi de sapıklıkda bırakmak dilerse onun da kalbini son derece daraltır, sıkar. O, (İslamı kabul hususunda) guya zorla göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkansızlık ve) zahmet (görür). Allah iman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir.
126
127
128
(Hatırlayın) o gün (ü) ki (Allah) onların hepsini (huzurunda) toplayacakdır. "Ey cin (şeytanlar) cemaati, (denilecek) insanlardan bir çoğunu (başdan çıkarıb) almak (kendinize maletmek) kaydına düşdünüz ha"! Onların dostları olan insanlar da şöyle diyecek: "Ey Rabbimiz, kimimiz kimimizden faide gördük, bizim için takdir etdiğin va'deye erdik". Buyuracak ki: "Allahın diledikleri müstesna olmak üzere, içinde ebedi kalıcı olduğunuz ateş karargahınızdır sizin". Şübhesiz ki Rabbin tam hüküm ve hikmet saahibidir, hakkıyle bilendir.
129
130
Ey cin ve ins cemaati, içinizden size ayetlerimi nakleder, bu gününüzün gelib çatacağını inzar ile haber verir peygamberler gelmedi mi size? "Ey Rabbimiz, diyecekler, nefslerimize karşı (kendi aleyhimizde) şahidlik ederiz". Dünya haayatı onları aldatdı da gerçek kafir kimseler olduklarına, kendileri de kendi aleyhlerinde, şahid oldular.
131
132
133
134
135
136
Onlar Allah için, onun yaratdığı ekin ve meyvelerle hayvanlardan, bir hisse ayırdılar da kendi boş zanlarınca "Şu Allahın, dediler, şu da ortaklarımız (olan putlar) ın. Ortaklarına aid olanlar Allaha ulaşmaz amma, Allaha aid olanlar, (evet) onlar ortaklarına gider! Hükm edegeldikleri bu şeyler ne kötüdür!
137
Bunun gibi onların ortakları (olan o putların hizmetçileri), müşriklerden bir çoğuna — hem onları helake düşürmek, hem kendilerine karşı dinlerini karmakarışık etmek için — öz evladlarını (kendi elleriyle) öldürmesini hoş göstermişdir. Eğer Allah dileseydi bunu yapmazlardı. Artık sen onları düzmekde devam etdikleri o yalanlarla başbaşa bırak.
138
Onlar baatıl zanlarıyle dediler ki: "Bu davarlarla ekinler haramdır. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. Şu davarların da sırtları (na binmek) haram edilmişdir". Bir takım davarlar da vardır ki üzerlerine Allahın ismini anmazlar onlar. (Besmelesiz öldürüb veya ölü olarak yerler. Bütün bunları) Ona (Allaha) karşı (böyle emrediyor diye) iftira ederek (uydurdular). O, (Allah) bunları, yapmakda oldukları iftiraları yüzünden, cezalandıracakdır.
139
Bir de (şöyle) dediler: "Şu davarların karınlarında bulunan (yavru) lar (canlı doğarsa) sade erkeklerimiz için (halaldır), kadınlarımıza haram kılınmışdır. Eğer o, ölü (doğar) sa onlar bunda ortakdırlar". (Allah) onların (bu halaldır, bu haramdır yollu) vasıflarının cezasını verecekdir. Şübhesiz ki O, yegane hüküm ve hikmet saahibidir, hakkıyle bilendir.
140
141
O çardaklı ve çardaksız cennet (gibi üzüm) bağ (larını), o meyveleri ve tadları çeşidli hurmaları, mezruatı, zeytinleri, narları — birbirine hem benzer, hem benzemez bir halde — yaratıb yetişdiren Odur (Allahdır). Her biri mahsul verdiği zaman mahsulünden yeyin. Devşirildiği ve toplandığı gün de hakkını (sadakasını) verin. İsraf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.
142
143
144
Deveden de iki, sığırdan da iki (çift yaratdı). De ki: "(Allah) iki erkeği mi, yahud iki dişiyi mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerine sarınıb bürünen (erkek ve dişi yavrular) ı mı, (hangisini) haram etdi? Yoksa Allah size bunu (haram kılmayı) tavsiye etdiği zaman siz hazır mıydınız"? İnsanları ilme dayanmadan sapdırmak için yalan düzüb de Allahın üstüne atanlardan daha zaalim kimdir? Şübhesiz ki Allah o zaalimler güruhuna hidayet vermez.
145
De ki: "Bana vahyolunanlar arasında, yiyen bir kimsenin yiyeceği içinde (sizin haram dediklerinizden böyle) haram edilmiş bir şey bulmuyorum. Yalnız gerek ölü, gerek dökülen kan, gerek domuz eti — ki bu, şübhesiz bir murdardır —, yahud Allahdan başkasının adına boğazlanmış bir fısk olmak müstesnadır. (Bunlar haramdır. Bununla beraber) kim (bunlardan bir şey'i yemiye) muztar kalırsa (kendisi gibi zaruret haalindeki bir kimseye) tecavüz etmemek ve (zaruret mıkdarını) aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü Rabbin çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
146
Biz, Yahudilere bütün tırnaklı (hayvan) ları haram etdik. Sığır ve koyunun iç yağlarını da üzerlerine haram kıldık. Bunların sırtlarına veya barsaklarına yapışan, yahud kemiğe karışan (yağlar bu hükümden) müstesnadır. Bu (fahrimi) onlara, zulümlerinden dolayı, ceza olarak yapdık. Biz elbette doğrucularız.
147
148
(Allaha) eş katanlar (sana) diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız (Allaha) eş koşmazdık. (Kendi kendimize) hiçbir şey'i haram da kılmazdık". Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) işte böyle tekzib etdiler de nihayet bizim azabımızı tatdılar. De ki: "Nezdinizde (kitab ve huccetden) herhangi bir ilim varsa hemen onu bize çıkarın. Siz (kuru) bir zandan başka (bir şey'e) uymuyorsunuz ve siz yalan söyleyenlerden gayri kimseler değilsiniz".
149
150
"(Haydin), de, muhakkak Allah bunu haram etdi diye bildiğini söyleyecek şahidlerinizi getirin". Eğer onlar (yalan yere) şahidlik ederlerse sen onlarla beraber olub da (sözlerini) tasdıyk etme. Ayetlerimizi yalan sayanların, ahirete de inanmayanların heva (ve heves) ine uyma. Onlar (putlarını) Rableriyle bir sayarlar.
151
De ki: "Gelin, üzerinize Rabbinizin neleri haram etdiğini ben okuyayım: Ona hiç bir şey'i ortak yapmayın. Anaya babaya iyilik edin. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de, onların da rızkını biz vereceğiz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. (Kısas ve zina gibi şeylerden dolayı meşru) bir hak olmadıkça Allahın haram etdiği cana kıymayın. İşte (Allah) size, aklınızı başınıza alasınız diye, bunları emretdi".
152
Yetimin malına, rüşdüne erişinceye kadar, o en güzel olanından başka bir suretle, yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru tartın. Biz bir kimseye gücünün yetdiğinden başkasını teklif etmeyiz. Söz söylediğiniz vakit — (leh ve aleyhinde söyleyeceğiniz kimse) hısım dahi olsa — adaleti gözetin. Allahın ahdini (verdiğiniz sözü) yerine getirin. İşte (Allah) size, iyice düşünesiniz diye, bunları emretdi.
153
154
155
156
157
Yahud "Bize de kitab indirilseydi muhakkak onlardan fazla hidayete ererdik" dememeniz içindir. İşte size Rabbinizden apaçık bir hüccet, bir hidayet, bir rahmet gelmişdir. Artık Allahın ayetlerini yalan sayandan, onlardan yüz çevirenden daha zaalim kimdir? Biz ayetlerimizden yüz çevirenleri bu sebeble, yaman bir azab ile cezalandıracağız.
158
Onlar haala kendilerine ille (azab yapacak) meleklerin gelmesini, yahud (bizzat) Rabbinin gelmesini veya Rabbinin ayet (ve mu'cize) lerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanında bir hayır kazanmış olmayan hiç bir kimseye (o günkü) imanı asla faide vermez. De ki: "Bekleyin! Çünkü biz (de) şübhesiz bekleyicileriz".
159
160
161
162
163
164