8
SURE

Enfal Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Sana savaş ganimetlerinin taksimini (konusunu) soruyorlar. . . De ki: "Savaş ganimetleri, Allah ve Rasulünündür. . . Allah'tan (hakikatinizin yaşanmaması halinde, bunun getireceği sonuçlarından) korunun ve aranızdaki din kardeşliği ilişkisini (birbirinizin hakikatini görerek) düzeltin. Eğer (hakiki) iman edenler iseniz, Allah'a ve Rasulüne itaat edin (çünkü Hakikatiniz ve o hakikatin dillendiricisi, sizin hakikatinizi yaşamanızı ister). "
2
Kesinlikle iman edenler o kimselerdir ki, "Allah"ı anıp düşündüklerinde onların şuurlarında ürperti olur (o azamet yanında kendi acziyetlerini düşünmekten); onlara O'nun işaretleri okunduğunda, onların imanlarını arttırır (düşünebildikleri oranda). . . Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman ederler).
3
Onlar ki, salatı ikame ederler (Allah'a yönelişleri sonucu, tüm varlığın O'nun hükmüne uyduğu; alemlerde Allah Esma'sından başka {dununda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak, "Bakıy Allah'tır" hakikati açığa çıkar) ve onları rızıklandırdıklarımızdan (maddi veya salatı yaşamanın sonucu oluşan manevi rızkı) infak ederler.
4
İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler. . . Onlar için Rableri indinde (hakikatleri olan Esma mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esma kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerim rızık (cömert - şerefli rızık, maddi veya manevi rızık) vardır.
5
Nitekim Rabbin seni, Hakk'ı yaşatarak (duygusallıktan değil) evinden çıkardığında, gerçekten iman edenlerden bir bölümü bundan hoşlanmıyorlardı.
6
Hak apaçık ortaya çıkmışken, buna rağmen onlar bunu kabullenmiyorlardı. . . Sanki onlar göre göre ölüme gidiyorlardı.
7
Hani Allah size iki gruptan (Kureyş ordusu veya kervandan) birinin sizin olacağını vadediyordu. . . Silah sahibi olmayanın (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz (kısa vadeli kazanca, getirisi kolay olana bakıyordunuz, halbuki uzun vadede size zarar verecekti bu isteğiniz). . . Allah da uyarılarıyla Hakk'ı gerçekleştirmek ve hakikat bilgisini inkar edenlerin ardını kesmeyi diliyordu.
8
Hakk'ı gerçekleştirmek ve boş, asılsız olanı geçersiz kılmak için. . . İsterse Allah'a karşı suç işleyenler bundan hoşlanmasın!
9
Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da: "Muhakkak ki ben, birbiri ardınca bin melaike ile size yardım ediyorum" diye size icabet etmişti.
10
Allah bunu ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz mutmain olsun diye yaptı. . . Yardım, zafer ancak Allah indindendir. . . Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
11
Hani O, kendinden bir sükun ve güven hali oluşturuyordu; sizi onunla (nefsani duygulardan) arındırmak, sizden şeytanın pisliğini (korku, evham) gidermek, şuurunuzdaki Hak müşahedesini kuvvetlendirmek ve ayakları (-nızı) (bu ilimle) sabit tutmak için de üzerinize semadan bir su inzal ediyordu (SU, ilmi marifet; kesinlikle Allah muradı neyse onun yerine geleceğine, yakin haline işaret eder). (Bu ayet benzetme yollu anlatımın örneğidir. Zira olay sırasında gökten yağan su - yağmur, ayakları yere bağlamaz veya şeytanın dürtüsünü temizlemez realitesi. Kuran'daki pek çok ayetin hangi bakışla değerlendirilmesi gerektiğine de bir örnektir. )
12
Hani Rabbin melaikeye şöyle vahyetmişti: "Muhakkak ben sizinle beraberim (Allah melekle yan yana olmayacağına göre; anlatılmak istenen {tasavvufta maiyet sırrı diye bahsedilen}: meleklerin, kendilerindeki kuvvet ve kudretin Allah'ın kuvvet ve kudreti bilincini taşıdıkları realitesine işaret olunmaktadır). . . İman edenleri sabitleyin. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerinde korku oluşturacağım. . . (Onların) boyunlarının üstüne vurun (vehim üzere sabitleyin) ve onların her parmağına darbedin. "
13
Bunun sebebi, onların Allah'a ve Rasulüne karşı çıkarak kendilerini Allah ve Rasulünden ayırıp koparmalarıdır. . . Kim Allah'a ve Rasulüne karşı çıkarsa, muhakkak ki Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılanın sonucunu şiddetle yaşatandır).
14
İşte size (fiilinizin sonucu); tadın onu! Hakikat bilgisini inkar edenler için bir de Nar (bir tür ateş ki, hem içsellikte hem dışsallıkla yakan) azabı vardır.
15
Ey iman edenler. . . Toplu olarak hakikat bilgisini inkar edenler ile karşılaştığınızda, sakın onlardan kaçmayın!
16
Savaşmak için çekilmek yahut bir başka birliğe katılmak (için çekilmek) haricinde, kim onlardan kaçarsa, mutlaka Allah'ın öfkesi ile döner. . . Onun mekanı yanma ortamıdır! Ne kötü varış yeridir o!
17
Siz öldürmediniz onları, öldüren Allah'tı! (Oku) attığında sen atmadın, atan Allah'tı! İman edenlere, kendinden (rahmetinden) güzel bir tecrübe yaşatmak için! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Aliym'dir.
18
İşte böyle (yaşayıp gördünüz)! Muhakkak Allah, hakikat bilgisini yaşamayı inkar edenlerin tuzağını zayıf düşürendir!
19
Eğer siz fetih (zafer) istiyorsanız, işte size (Bedir'de) fetih geldi. . . Eğer (Rasulullah'a direnmekten) vazgeçerseniz, o sizin için daha hayırlıdır. . . Şayet (şirke) dönerseniz, biz de döneriz! (O durumda) topluluğunuz çok da olsa size hiçbir faydası olmaz. . . Kesinlikle Allah iman edenlerledir (kendinde açığa çıkan havl ve kuvvetin Allah'ın olduğunu yaşayanlarladır)!
20
Ey iman edenler. . . Allah'a ve O'nun Rasulüne itaat edin! İşitip durduğunuz halde O'ndan yüz çevirmeyin!
21
Kendileri işitip de (algılamadıkları halde), "işittik" diyenler gibi olmayın!
22
Muhakkak ki Allah indinde canlıların en şerrlisi, aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir.
23
Eğer Allah onlarda bir hayır (değerlendirecek istidat) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. . . Şayet onlara (mevcut yaratılış programları altında) işittirmiş olsaydı (bile) onlar yüz çevirirlerdi!
24
Ey iman edenler. . . Sizi, sizi dirilten şeye (hakikat ilmine) çağırdığında, Allah ve Rasulünün davetine uyun! İyi bilin ki (davet edildiğinize uymazsanız) Allah (beynindeki var olan sistemiyle) kişinin bilinci ile kalbi arasına girip engel olur. . . Siz O'na haşrolunacaksınız.
25
Sizden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan (o toplumda bulunan iyileri de içine alan) bir beladan korunun. . . İyi bilin ki Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılanın sonucunu şiddetle yaşatandır).
26
Hatırlayın o günleri ki, azınlık ve güçsüz olmanız nedeniyle insanların zarar vermesinden korkuyordunuz. . . Sizi barındırdı, yardımı ile sizi destekledi ve şükredesiniz (değerlendirerek müteşekkir olasınız) diye sizi temiz nimetlerle rızıklandırdı.
27
Ey iman edenler. . . Allah'a ve Er Rasul'e (Rasulullah'a) ihanet etmeyin. . . Bildiğiniz halde emanetlerinize (nübüvvet ve risalet ile size ulaşan ilim ve marifetlere) hıyanet etmeyin!
28
İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız ancak bir fitnedir (sınav objesidir)! Allah'a gelince, aziym mükafat O'nun indindedir.
29
Ey iman edenler. . . Eğer Allah'tan korunursanız (fıtri ahdinize ve Rasulullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile batılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. . . Allah, Zül Fadlil Aziym'dir.
30
Hani o hakikat bilgisini inkar edenler, senin işlevini durdurmak yahut seni öldürmek ya da seni (yurdundan) çıkarmak için sana mekr (hile) düzenliyorlardı. Onlar mekr kurarlar, Allah, mekrlerine mekrin sonuçlarını yaşatarak cevap verir (yaptıklarını kendi aleyhlerine çevirir)! Allah mekr oluşturanların en hayırlısıdır!
31
Onlara işaretlerimiz okunduğunda: "Gerçekten işittik. . . Eğer dilesek elbette bunun benzerini biz de söylerdik. . . Evvelkilerin masallarından başka bir şey değil bu!" dediler.
32
Hani, "Ey Allahım. . . Eğer bu senin indinden Hakk'ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver" demişlerdi.
33
Halbuki sen onların içindeyken Allah onlara azap vermezdi (sen alemlere rahmet olarak irsal edilmiştin). . . Ayrıca, istiğfar edenler de varken, Allah onlara azap edici değildir.
34
Onlar Mescid-i Haram'dan (iman edenleri ziyaretten) engelledikleri halde, Allah onlara ne diye azap vermesin? (Üstteki ayetle bu çelişmez; orada toplumsal azaptan burada bireysel azaptan söz edilmekte. . . ) (Hem) onlar, Onun (Mescid'in) velileri değillerdir. . . Onun velileri ancak korunanlardır. . . Ne var ki, onların çoğunluğu (Mescid-i Haram'ın ne olduğunu) bilmezler.
35
Onların El Beyt'in (Beytullah'ın) indindeki (katındaki) salatları (yönelişleri), ıslık çalmak ve el çırpmak olandan (atalarının dışa dönük tapınma biçiminden) başka bir şey değildir. . . O halde gerçeği inkar etmenizden (küfrünüzden) ötürü tadın azabı!
36
O hakikat bilgisini inkar edenler, Allah yolundan engellemek için mallarını bağışlarlar! Kalanları da harcayacaklar! Sonra bu harcamaları onlar için bir yürek acısı oluşturacak! Sonra yenilirler! (Nihayet) hakikat bilgisini inkar edenler hep bir arada, cehenneme toplanır.
37
Pisi temizden ayırsın ve pis olanları birbiri üstüne yığıp onlarla cehennemi doldursun diye. . . İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
38
Hakikat bilgisini inkar edenlere de ki: "Eğer (yanlış inançlarından) vazgeçerlerse, geçmişte yaptıkları suçlar onlar için bağışlanır! Eğer (eski inançlarına tekrar) dönerlerse, öncekilerin başına gelmiş olanları hatırlat!"
39
İman edenlere zulüm ve baskı ortadan kalkana; Din (hakikat bilgisi ve Allah sistem ve düzeni) apaçık ortaya çıkıp anlaşılıncaya kadar (bunu yapmanızı engellemeleri halinde {zira La ikraha fiyd din = Din konusu zorlama kabul etmez}) onlarla savaşın! Eğer (baskı ve engellemeden) vazgeçerlerse, muhakkak ki Allah onların yapmakta olduklarını Basıyr'dir.
40
Eğer yüz çevirirler ise, iyi bilin ki Allah sizin Mevla'nızdır. . . Ne güzel Mevla'dır (sahiptir O) ve ne güzel Nasir'dir (zafere ulaştırıcıdır O)!
41
Eğer Allah'a ve Furkan günü (Hak ve batıl uğruna ayrışıp savaşanların günü), (yani) iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) günü kulumuza inzal ettiğimize (meleklerin yardımına) iman etmişseniz, bilin ki ganimet olarak elde ettiklerinizin beşte biri Allah'a (Allah yolunda harcanmaya), Er Rasul'e (Rasulullah'a), akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve Allah için yolda kalmışlara aittir. . . Allah her şeye Kaadir'dir.
42
Hani siz en yakın kenarda idiniz, onlar ise en uzak kenarda. . . Kervan da sizden aşağıda idi. . . Eğer onlarla sözleşmiş olsaydınız aynı zamanda bunlar bir araya gelemezdi!. . Fakat Allah, hükmü verilmiş olayı oluşturdu (tesadüf yoktur)! Ta ki, helak olan da, hayatta kalan da, Hakk'ın açık hükmü üzere, gereğini yaşamış olsun! Muhakkak ki Allah elbette Semi'dir, Aliym'dir.
43
Allah uykunda onları sana az gösteriyor(du). . . Eğer sana onları çok gösterseydi, elbette korkuya kapılırdınız ve iş hakkında anlaşmazlığa düşerdiniz. . . Ne var ki Allah (sizi) selamete çıkardı. . . Muhakkak ki O, sadırların ("DÜNYAN"ın) zatı (varlığınızın El ESMA'sıyla hakikati) olarak Aliym'dir.
44
Hani siz karşı karşıya geldiğinizde onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. . . Allah, hükmü verilmiş olayı oluşturdu! (Nihayet) tüm işler Allah'a döndürülür.
45
Ey iman edenler!. . Bir topluluk ile karşılaştığınız vakit (imanınızla) sabit durun. . . Allah'ı çok çok zikredin (anın ve düşünün) ki zorluğu yarıp geçip, kurtuluşa eresiniz!
46
Allah'a ve Rasulüne itaat edin, birbirinizle zıtlaşmayın; (yoksa) korkuya kapılırsınız ve rüzgarınız (kuvvetiniz) gider. . . Sabredin. . . Muhakkak ki Allah "Es Sabur" isminin özelliğiyle sabredenlerledir.
47
Yurtlarından, şımarıp çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan engelleyenler gibi olmayın! Allah onların yaptıklarını Muhiyt'tir!
48
Hani şeytan onlara davranışlarını süsledi ve (şöyle) dedi: "Bugün sizi kimse yenemez! Ben de muhakkak sizin yanınızdayım". . . İki grup birbirini görünce iki topuğunun üzerine gerisin geri çarketti ve: "Muhakkak ben sizden ayrıyım! Gerçekten ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum. . . Muhakkak ben Allah'tan korkarım. . . Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (suçların sonuçlarını en şiddetli şekilde yaşatan)!" dedi.
49
Hani münafıklar ile içlerindeki şüphe dolayısıyla sağlıklı düşünemeyenler: "Bunları dinleri aldatmış" diyor(du). . . Kim Allah'a tevekkül ederse (işe duygularını karıştırmayıp tabiri caiz ise kendini otomatik pilota bırakırsa, yani Allah Esma'sının gereğini kendisinde açığa çıkaracağına iman ederse), muhakkak Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
50
Melaikeyi, hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzlerine ve arkalarına vurarak ve "Tadın yakıp kavuran azabı" (diye) öldürürken bir görseydin!
51
"Bu, yaptıklarınızın getirisidir! Allah, kullarına zulmedici değildir!"
52
(Bunların durumu) Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi. . . (Onlar) Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar ettiler, Allah da onları kendi suçlarıyla yakaladı. . . Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Şediyd ül 'Ikab'dır (suçun sonucunu şiddetle yaşatandır).
53
İşte bu böyledir. . . Bir topluluk nefslerindekini değiştirmedikçe, Allah onlara (hakikatlerinden) olan nimetini değiştirmez! Allah Semi'dir, Aliym'dir.
54
Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin vaziyeti gibi (durumları)! (Onlar) Rablerinin işaretlerindeki varlığını (Rabbani özelliklerini) yalanladılar, (biz de) onları suçları sonucu helak ettik ve Al-i Firavun'u da suda boğduk! Hepsi zalimlerdi.
55
Allah indinde hareket eden canlıların en şerrlisi, hakikat bilgisini inkar edenlerdir! Onlar iman etmezler!
56
Onlar (Medine-i Münevvere civarındaki Yahudi kabileler), kendileri ile antlaşma yaptığın kimselerdir. . . Sonra da her defasında sözlerini bozarlar. . . Onlar korunmazlar (Allah'tan sakınmazlar).
57
Eğer onları harpte yakalarsan, onlarla, onların arkalarında bulunanları dağıt ki ibret alsınlar.
58
Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allah ihanet edenleri sevmez.
59
O hakikat bilgisini inkar edenler, sakın kaçarak kendilerini kurtaracaklarını sanmasınlar. . . Kesinlikle onlar (Allah'ı) dilediğini yapmaktan aciz bırakamazlar!
60
Onlar için gücünüz yettiğince kuvvet toplayın ve (cihad için) bağlanarak beslenmiş atlar hazırlayın ki onunla Allah düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka, Allah'ın bilip sizin bilmediğiniz diğerlerini korkutasınız. . . Allah uğruna ne bağışlarsanız, mükafatı size tam ödenir ve hakkınız asla yenmez!
61
Eğer barışa yanaşırlar ise, sen de ona (barışa) yanaş! Allah'a tevekkül et (Allah'ı vekil tut = El Vekiyl isminin kuvvesine yönel)! Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir.
62
Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak Allah sana yeter! O ki, yardımı ve diğer iman edenler ile seni desteklemiştir.
63
(İman edenlerin) kalplerini, verdiği paylaşım sevgisi ile tek kalp gibi yapmıştır! Şayet sen yeryüzünde ne varsa toptan bağışlamış olsan, onların kalplerinin arasını birleştiremezsin. . . Fakat Allah onların arasını ülfetle birleştirdi. . . Muhakkak ki O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
64
Ey Nebi! Allah, sana ve iman edenlerden sana tabi olanlara yeter.
65
Ey Nebi! İman edenleri harbe teşvik et! Eğer sizden sabreden yirmi (kişi) olursa, iki yüze galip gelirler. . . Şayet sizden yüz (kişi) olursa, hakikat bilgisini inkar edenlerden bine (kişiye) galip gelirler. . . Onlar anlayışsız bir topluluktur!
66
Şu an Allah sizden yükünüzü hafifletti, çünkü biliyor ki sizde zayıflık var. . . (O halde) sizden dayanan yüz olursa, iki yüze galip gelirler. . . Sizden bin olursa, Allah'ın izniyle (Bi-iznillah), iki bine galip gelirler. . . Allah sabredenlerle beraberdir.
67
Bir Nebiye, arzda ağır basıncaya kadar, (savaşsız) esirler sahibi olması sahih olmaz. . . Siz (düşmanınızı öldürmek yerine esir almayı istemekle) dünyanın malını diliyorsunuz; Allah ise sonsuz geleceği diliyor. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
68
Eğer Allah'ın bu konuda bir hükmü olmasaydı, aldığınız fidyeden elbette size acı azap dokunacaktı.
69
Elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yeyin. . . Allah'tan korunun. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
70
Ey Nebi! Esirlerden elinizde bulunanlara de ki: "Eğer Allah kalplerinizde bir hayır (iman) bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar! Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
71
Eğer sana hıyanet dilerlerse, gerçekten onlar daha önce Allah'a hainlik yapmışlardı da, onlara karşı (sana) başarı vermişti! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
72
Onlar ki iman ettiler ve (bu uğurda) hicret ettiler; Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücahede ettiler ve hicret edenleri barındırdılar ve yardım ettiler; işte bunlar birbirlerinin velileridir. . . İman edip hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara sahip çıkma konusunda bir sorumluluğunuz yoktur! Eğer Din'de sizden yardım isterler ise, yardım etmek sizin üzerinize borçtur. Ancak sizinle onlar arasında bir anlaşma olan kavmin aleyhine olmamak üzere. . . Allah yapmakta olduklarınızı (B sırrınca) Basıyr'dir.
73
Hakikat bilgisini inkar edenler, birbirlerinin sahipleridir (birbirlerine arka çıkarlar)! Eğer siz de bunu yapmazsanız (birbirinize sahip çıkıp destek vermezseniz) yeryüzünde fitne ve büyük bozulma yaşarsınız.
74
Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda mücahede ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar imanı tam hakkını vererek yaşayan iman edenlerdir! Onlar için bağışlanma ve rızk-u kerim (bol rızık) vardır.
75
Onlar ki daha sonra iman ettiler, hicret ettiler ve sizinle beraber mücahede ettiler; işte onlar da sizdendir! Ulül Erham (kan bağı olanlar), Allah Kitabı'nda, birbirlerine daha evladır. . . Muhakkak ki Allah Bi-külli şey'in Aliym'dir (her şeyi, Esma'sıyla hakikati olarak bilendir)!