9
SURE

Tevbe Suresi

Bayraktar Bayraklı • Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Allah ve Peygamber'inden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtar!
2
Yeryüzünde dört ay daha serbestçe dolaşınız ve biliniz ki siz Allah'ı asla aciz bırakamazsınız; Allah ise kafirleri rezil edecektir.
3
En büyük hac/ hacc-ı ekber gününde Allah ve Peygamberinden insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasulü müşriklerle ilişkisini kesmiştir. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır; eğer yüz çevirirseniz biliniz ki, siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Kafirlere elem verici azabı müjdele!
4
Ancak, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden antlaşma şartlarına uyan hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar bu hükmün dışındadır. Onlara verdiğiniz söze, süresi bitinceye kadar riayet ediniz. Allah, sakınanları sever.
5
Haram aylar çıkınca sizinle savaşan müşrikleri bulduğunuz yerde öldürünüz; onları yakalayınız; onları hapsediniz ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyiniz. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse, artık onları serbest bırakınız. Allah affedendir; merhamet edendir.
6
Müşriklerden biri senden güvence isterse, Allah'ın kelamını anlaması için ona fırsat ver; sonra yine Müslüman olmazsa onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu müsamaha, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.
7
Şirk koşanların Allah katında ve Peygamber'inin yanında nasıl antlaşmaları olabilir? Ancak Mescid-i Haram'da antlaştıklarınız hariçtir. Onlar size dürüst davrandıkça siz de onlara dürüst davranınız; çünkü Allah, müttakileri/sakınanları sever.
8
Evet Allah ve Peygamber'i katında onların nasıl antlaşması olabilir? Eğer onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de antlaşma gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler; fakat kalpleri sizi istemez. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
9
Allah'ın ayetlerini az bir değere sattılar da, böylece insanları Allah yolundan engellediler. Onların yaptıkları gerçekten ne kötüdür!
10
Bir mümine karşı ne and ne de antlaşma gözetirler. İşte saldırganlar onlardır.
11
Tövbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, anlayacak bir topluluğa ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.
12
Antlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa, küfrün önderlerine karşı savaşınız! Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız umulur ki yaptıklarına son verirler.
13
Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Üstelik size saldırıyı önce onlar başlattı. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer müminler iseniz, biliniz ki asıl çekinilmesi gereken Allah'tır.
14
Onlarla savaşınız ki, Allah sizin ellerinizle cezalandırsın, rezil etsin onları; sizi onlara karşı galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın!
15
Kafirlerin kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dileyenin tövbesini kabul eder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.
16
Yoksa Allah sizden, cihad edip Allah, Peygamber ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan,kendi halinize bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
17
Müşrikler, kendilerinin kafirliğine bizzat şahitlik ederken, Allah'ın mescidlerini imar etme yükümlülüğüne sahip değillerdir. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve onlar ateşte süreli kalacaklardır.
18
Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazını dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimse imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.
19
Ey müşrikler!Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanıyla bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah,zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
20
İman edip de hicret edenlerin, Allah yolunda mal ve canlarıyla cihad edenlerinmertebeleri Allah katında daha üstündür. Kurtuluşa erenler de işte, onlardır.
21
Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutlukla, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.
22
Onlar orada süreli kalacaklardır. Şüphesiz en büyük ödül, Allah katında olandır.
23
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyiniz. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
24
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kaybolmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Peygamber'inden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini yerine getirinceye kadar bekleyiniz. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.
25
Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn Savaşı'nda da size yardım etti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmiş, fakat bu hal, sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda gerisin geri dönmüştünüz.
26
Sonra Allah, Peygamber'inve müminlerin üzerine güven duygusunu indirdi. Sizin görmediğiniz ordular indirdi de kafirlere azap etti. İşte bu, o kafirlerin cezasıdır.
27
Artık bunun ardından Allah yine dileyenintövbesini kabul eder. Çünkü Allah affedendir; merhamet sahibidir.
28
Ey iman edenler! Biliniz ki müşrikler sadece bir pisliktir. Artık onlar bu yıllardan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan endişe ederseniz, Allah dilerse kendi lütfundan sizi zengin edecektir. Allah bilendir; hikmet sahibidir.
29
Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Peygamber'inin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, boyun büküpkendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşınız.
30
Yahudiler, "Üzeyir, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!
31
Yahudiler Allah'ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.
32
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
33
Müşrikler hoşlanmasalar da dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamber'ini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur.
34
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
35
O gün cehennem ateşinde bunların derileri kızdırılıp pul pul dökülür; bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır ve onlara denilir ki: "İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığdığınız şeylerin azabını tadınız."
36
Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır/savaşın yasak olduğu aylardır. İşte Allah'ın sapasağlam yasası budur. O aylar içinde kendinize zulmetmeyiniz ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşınız.Biliniz ki Allah müttakilerle/sakınanlarla beraberdir.
37
Haram ayını başka bir aya ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler onunla saptırılır. O haram ayını bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldığını helal yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü, kendilerine süslü gösterildi. Allah kafirler toplumuna yol göstermez.
38
Ey insanlar, size ne oldu ki"Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" denildiği zaman olduğunuz yere çakılıp kalıyorsunuz? Ahiret yerinedünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının malı ahiretin yanında pek azdır.
39
Eğer gerektiğinde topluca savaşa çıkmazsanız, Allah size acı bir şekilde azap eder ve yerinize sizden başka bir topluluk getirir; sizler bu hususta Allah'a engel olamazsınız. Allah, her şeyegücü yetendir.
40
Eğer siz Peygambere yardım etmezseniz, iyi biliniz ki, Allah ona yardım etmişti: Hani iki kişiden biri olduğu halde, inkar edenler kendisini Mekke'den çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına, "Üzülme, Allah bizimle beraberdir!" diyordu. Bunun üzerine Allah, ona güven duygusunu indirmiş ve kendisini sizin görmediğiniz ordularla desteklemişti de inanmayanların sözünü alçaltmıştı. Yüce olan yalnızca Allah'ın sözüdür. Allah daima üstündür, işlerini yerli yerinde yapandır.
41
Şarlar zor da kolay da olsa mutlaka seferber olunuz ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad ediniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
42
Eğer kolay elde edilebilecek bir dünya malı ve kısa sürecek bir yolculuk olsaydı, o münafıklar mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzun göründü. Gerçi onlar, "gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber sefere çıkardık" diyerek kendilerini helak edercesine, Allah'a yemin edecekler. Oysa Allah onların mutlaka yalan söylediklerini biliyor.
43
Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler sana iyice belli olup yalancıları bilinceye kadar, onlara niçin izin verdin?
44
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mal ve canlarıyla savaşmaktan geri kalmak için senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilir.
45
Senden, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, gönüllerini şüpheye kaptıran kimseler geri kalmak için izin ister.
46
Eğer onlar savaşa çıkmak isteselerdi ona bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranışlarını çirkin gördü ve onları alıkoydu; onlara, "Aciz olanlarla beraber oturunuz" denildi.
47
Şayet onlar sizinle beraber savaşa çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve fitne çıkarmak için aranıza koşarlardı. İçinizde onlara kulak verenler vardır. Allah, haksızlık yapanları bilir.
48
Aslında onlar, daha önce de karışıklık çıkarmak istemişlerdi; sana karşı birtakım işler çeviriyorlardı. Sonunda gerçek ortaya çıktı ve beğenmedikleri halde Allah'ın buyruğu üstün geldi.
49
Onlardan, "Bana izin ver, beni denemeye kalkma!" diyenler vardır. Dikkat ediniz ki, onlar zaten denenmektedirler. Cehennem, inkarcıları kuşatmıştır.
50
Sana bir iyilik gelirse, onların ağırına gider. Eğer sana bir kötülük gelse, "Biz önceden önlemimizi aldık" deyip, sevinerek geri dönerler.
51
De ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O, bizim sıkı dostumuzdur." İnananlar sadece Allah'a güvensinler.
52
De ki: "Bize ancak iki güzel şeyden birinin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle sizi azaba uğratmasını bekliyoruz. Öyle ise bekleyiniz, biz de doğrusu sizinle birlikte beklemekteyiz."
53
De ki: "İster gönüllü, ister zorla veriniz; nasıl olsa sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış bir topluluksunuz."
54
Verdiklerinin kabul olmasına engel olan hususlar, özellikle Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve istemeyerek sadaka vermeleridir.
55
Artık, onların malları ve çocukları da seni imrendirmesin! Allah bunlarla, onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını ister.
56
Mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir, fakat onlar korkak bir topluluktur.
57
Eğer sığınacak bir yer veya barınacak mağaralar ya da girilecek bir delik/kovuk bulsalardı, koşarak o tarafa yönelip giderlerdi.
58
Onlardan sadakaların taksimi hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da verilirse razı olurlar, şayet bunlardan kendilerine verilmezse hemen kızarlar.
59
Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Rasulü de. Biz, Allah'a düşkün kimseleriz "deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu.
60
Sadakalar/zekatlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekat memurlarına, gönülleri ısındırılmış olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolda kalana/toplumun bitirilemeyen işlerine aittir. Allah hakkıyla bilen, işini yerli yerince yapandır.
61
İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler ve şöyle derler: "O, her şeye kulak kesilir." De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o, Allah'a inanır, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir." Allah'ın Peygamberine eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.
62
Sizi hoşnut etmek için Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten iman etmiş olsalardı, Allah'ı ve Peygamberini hoşnut etmek için çalışırlardı.
63
Bilmezler mi ki, Allah'a ve Peygamberine kim karşı koymaya kalkışırsa, ona süreli kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu, büyük rezilliktir.
64
İki yüzlüler, kalplerinde olanı haber verecek bir surenin aleyhlerinde ineceğinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım, Allah çekindiğiniz şeyleri ortaya çıkaracaktır."
65
Onlara sorsan derler ki: "Biz ancak şakalaşıp eğleniyorduk." De ki: "Allah ile, ilkeleri ve peygamberiyle mi alay ediyorsunuz?"
66
Özür dilemeyiniz!Şüphesiz, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir grubu affetsek bile, bir gruba da suç işlemekte olduklarından dolayı azap ederiz.
67
Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirinin aynıdır. Kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sıkarak cimrilik ederler. Onlar Allah'ı unuttu, Allah da onları unuttu. Münafıklar fasıkların ta kendileridir.
68
Allah, erkek münafıklara da kadın münafıklara da, kafirlere de süreli kalacakları cehennem ateşini vaad etti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
69
Ey münafıklar, siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz. Onlar kuvvetçe sizden daha zorlu, mal ve çocuklar bakımından daha zengindiler. Onlar kendi nasipleriyle zevk sürdüler. Tıpkı sizden öncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi, siz de kendi payınıza düşenle zevk sürdünüz. Tıpkı onların zevke dalıp gittiği gibi, siz de zevke dalıp gittiniz. İşte böylelerinin amelleri dünyada da ahirette de boşa çıkmıştır. Asıl ziyana uğrayanlar da onlardır.
70
Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt-üst olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.
71
İnanmış erkekler ve inanmış kadınlar da birbirlerinin samimi dostlarıdır/birbirlerini desteklerler. İyiyi emreder, kötülükten sakındırırlar. Namazı kılar, zekatı verir, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Kuşkusuz Allah, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir.
72
Allah inanmış erkeklere ve inanmış kadınlara, içlerinden ırmaklar akan, içinde süreli kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde hoş meskenler söz vermiştir. Allah'ın rızası hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş budur.
73
"Ey Peygamber!Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!"
74
Münafıklar söylemediklerine dair Allah adına yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler. Müslüman olduktan sonra inkar ettiler, başaramadıkları bir şeye yeltendiler. Sırf Allah ve Peygamberi, Allah'ın lütfuyla kendilerini zengin etti diye, şimdi öç almaya kalktılar; Allah ve Peygamberinin iyiliğine karşı böyle nankörlük ettiler. Eğer tövbe ederlerse kendileri için daha iyi olur. Yok eğer dönerlerse Allah onlara dünyada da ahirette de acı bir biçimde azap edecektir. Yeryüzünde onların ne velisi/koruyucusu, ne de yardımcısı vardır.
75
Onlardan kimi de, "Eğer Allah, lütfundan bize de verirse elbette sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye Allah'a and içti.
76
Ne zaman ki Allah lütfundan onlara verdi, O'nun verdiğinde cimrilik ettiler ve yüz çevirerek sözlerinden döndüler.
77
Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine iki yüzlülük sokmuştur.
78
Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri eksiksiz bilendir!
79
Sadakalar hakkında gönülden davranan müminlere dil uzatanları ve ancak güçleri kadar bulup verenlerle alay eden kimseleri de, Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için can yakıcı bir azap da vardır.
80
Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Peygamberini inkar etmelerinden dolayıdır. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
81
Allah'ın Peygamberine muhalefet etmek için savaştan geri kalanlar, yerlerinde oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve"Bu sıcakta savaşa gitmeyiniz" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı!
82
Artık kazanmış oldukları günahlara karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar.
83
Eğer, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür ve onlar savaşa çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkmayacaksınız, yanımda hiçbir düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz başlangıçta oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla beraber oturunuz."
84
Onlar arasından ölenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Peygamberini inkar ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
85
Onların mal ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla, onlara dünyada azap etmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.
86
"Allah'a inanınız ve Peygamberinin yanında savaşınız" diye bir sure indirildiği zaman, onların güçlüleri savaşa gitmemek için senden izin isterler ve "Bizi bırak, oturanlarla beraber kalalım" derler.
87
Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.
88
Fakat, Peygamber ve beraberindekimüminler, mal ve canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün iyilikler onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
89
Allah, onlara içinde süreli kalacakları ve içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş işte budur.
90
Bedevilerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkar edenlere, can yakıcı azap gelecektir.
91
Allah ve Peygamberi için insanlara öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır; çok esirgeyendir.
92
Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince, harcayacak bir şey bulamamanın üzüntüsünden gözleri yaş dökerek geri dönen kimselere de sorumluluk yoktur.
93
Sorumluluk sadece, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi; artık onlar neyin doğru olduğunu bilemezler.
94
Seferden onlara döndüğünüz zaman, size özür beyan edecekler. De ki: "Boşuna özür dilemeyiniz! Size asla inanmayız; çünkü Allah, yaptıklarınızı bize bildirmiştir. Amellerinizi Allah da görecektir, Peygamberi de. Sonra, görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."
95
Yanlarına vardığınız zaman, kendilerinden yüz çeviresiniz diye Allah'a yemin edeceklerdir. Siz de onlarla yüzleşmeyiniz. Çünkü onlar murdardır. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir.
96
Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razı olsanız bile, Allah, fasıklar topluluğundan asla razı olmaz.
97
Bedeviler, inkar ve iki yüzlülükte daha ileridirler. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, durumlarına daha uygundur. Allah her şeyi bilendir; işini yerli yerinde yapandır.
98
Bedevilerden, verdiğini angarya sayanlar ve başınıza belalar dolanmasını gözetenler vardır. Kötü belalar onların başına dolansın. Allah işitir; bilir.
99
Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, verdiğini Allah katında yakınlıklar ve Peygamberinin dualarını elde etmeye sebep sayanlar da vardır. Biliniz ki, o verdikleri, onlar için Allah'a yakın olmanın sebebidir. Allah onları rahmetinin içine alacaktır. Doğrusu Allah, bağışlar; merhamet eder.
100
Muhacir ve ensarın ilkleri ile güzel davranmada onlara uyanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da O'ndan memnun olmuştur. Allah onlara, içinde süreli kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.
101
Çevrenizdeki bedevi Araplar ile Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz;sonra da büyük azaba götürülürler.
102
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler; iyi bir ameli, kötü bir amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır; çok merhamet sahibidir.
103
Onların mallarından sadaka al; bununla onları günahlardan temizlersin, onları arındırıp yüceltirsin. Onlar için dua et! Çünkü senin duan onlar için sükunettir, onları yatıştırır. Allah her şeyi işitendir; bilendir.
104
Allah'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini, sadakaları O'nun alacağını ve Allah'ın,tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hala bilmezler mi?
105
De ki: "Yapacağınızı yapınız! Amelinizi Allah da,Peygamberi de,müminler de görecektir. Sonra, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."
106
Sefere katılmayanlardan diğer bir grup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tövbelerini kabul eder. Allah çok bilendir; hikmet sahibidir.
107
Bir de şunlar var: Zarar vermek için, nankörlük için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve Rasulü ile savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için tutup bir mescid yapmışlardır. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz" diye, gerile gerile yemin de ederler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.
108
Böyle bir mescidde sakın namaza durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescid, içinde namaz kılman için çok daha uygundur. O mescidde temizlenmek arzusu taşıyan kimseler vardır. Allah, temizlenenleri sever.
109
Peki, binasını Allah'a saygı ve Allah rızası üzerine kuran mı daha güvendedir, yoksa binasını sel artıklarının ucundaki yarın kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı? Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez.
110
Kurdukları bina, kalpleri parçalanıncaya kadar yüreklerinde bir kuşku olmaya devam edecektir. Allah her şeyi bilen, işlerini yerli yerinde yapandır.
111
Allah müminlerden, mal ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Sözünde Allah'tan daha vefalı kim var? O halde, O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdeler olsun size! İşte bu, büyük bir kazançtır.
112
Bu kazancı tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar elde edecektir. O müminleri müjdele!
113
Cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra akraba bile olsalar, Allah'a ortak koşanlar için af dilemek, ne peygamberin ne de müminlerin yapacağı bir iştir.
114
İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden ötürü idi. Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Şüphesiz ki İbrahim, çok yumuşak huyluydu; pek sabırlı idi.
115
Allah, bir toplumu doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri kendilerine açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allah, her şeyi bilendir.
116
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; yaşatan ve öldüren O'dur. Sizin Allah'tan başka ne bir dost, ne de yardımcınız vardır.
117
Andolsun ki Allah, Peygambere, içlerinden bir grubun gönülleri az kalsın eğrilmek üzere iken dar zamanda ona tabi olan muhacirlere ve ensara yöneldi. Sonra onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onları affedendir; onlara merhamet edendir.
118
Seferden geride bırakılan üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıkıştırmıştı. Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anladılar. Sonra onlara yöneldi ki tövbe etsinler. Şüphesiz Allah,tövbeleri kabul eden ve rahmeti sınırsız olandır.
119
Ey iman edenler! Allah'a itaat ediniz ve doğrularla beraber olunuz.
120
Medine halkına da, onların çevresindeki bedevilere de Allah'ın Peygamberinden geri kalmak ve kendi canlarını onun canından önde tutmak yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kafirleri şaşırtan bir adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları, kendileri için iyi bir amel olarak mutlaka yazılacaktır. Çünkü Allah iyi davrananların amellerini asla boşa çıkarmaz.
121
Küçük büyük bir masraf yapmaları, bir vadiyi geçmeleri, mutlaka onların lehine yazılır ki, Allah onları, yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirsin.
122
İnananların hepsinin birden savaşa çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grubun, dinde derin bilgiler edinmek ve sefere çıkan topluluk geri döndüğünde korunmaları ümidiyle onları uyarmak için, arkada kalmaları gerekmez mi?
123
Ey İman edenler! Kafirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşınız ve sizde yenilmez bir kuvvet görsünler. Biliniz ki Allah sakınanlarla beraberdir.
124
Herhangi bir sure indirildiği zaman onlardan bir kısmı der ki: "Bu sizin hanginizin imanını arttırdı?" Müminlere gelince, işte bu sure onların imanlarını arttırır ve onlar sevinirler.
125
Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına murdarlık katmış ve onlar kafir olarak ölüp gitmişlerdir.
126
Onlar, her yıl bir veya iki defa imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra da ne tövbe ediyorlar ne de ders alıyorlar.
127
Bir sure indirildiği zaman birbirlerine bakar, "Sizi birisi görüyor mu?" diye sorarlar, sonra da giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir.
128
Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatlidir; merhametlidir.
129
Yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter; O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce arşın sahibidir."