19
SURE

Meryem Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Saad.
2
(Bu), kulu Zekeriyyaye Rabbinin rahmetini anışdır.
3
O, Rabbine gizlice niyaz etdiği zaman,
4
Demişdi ki: "Ey Rabbim, hakıykat ben... Benim kemiğim yıpradı. Başımın saçı tutuşdu. Ey Rabbim, ben Sana düa etme (m neticesinde) etmişsem bedbaht (ve mahrum) olmadım".
5
"Hakıykat ben, arkamdan (yerime gelecek) akrabamdan endişeye düşdüm. Karım da kısırdır. Binaen'aleyh bana tarafından (ve kendi sulbümden) bir veli, oğul ihsan et".
6
"Ki bana da mirascı olsun, Ya'kub haanedanına da mirascı olsun. Rabbim Sen onu çok rıza saahibi kıl".
7
(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriyya, hakıykaten biz sana Yahya adında bir oğul müjdeleriz ki bundan evvel biz ona hiç bir (kimseyi) adaş yapmamışdık".
8
Dedi: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur ki? Karım bir kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son haddine vermişimdir".
9
(Melek) dedi: "Öyledir. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: — o, bana göre pek kolay. Daha evvel sen bir şey değilken seni yaratmışımdır".
10
Dedi: "Rabbim, bana (bu hususda) bir nişan ver". Buyurdu: "Senin nişanın sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır".
11
Derken (Zekeriyya) mescidinden kavminin karşısına çıkıb onlara: "Sabah akşam tesbihde bulunun" diye işaret verdi.
12
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
13
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
14
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
15
Dünyaye getirildiği gün de, öleceği gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selam olsun.
16
Kitabda Meryem (kıssasını) da an. Hani o, aailesinden ayrılıb şark tarafında bir yere çekilmişdi.
17
Sonra onların önünde bir perde edinmiş (çekmiş) di. Derken biz ona ruuhumuzu göndermişdik de o, kendisine hilkati tam bir beşer şeklinde görünmüşdü.
18
(Meryem ona) dedi ki: "Doğrusu ben senden esirgeyici (Allaha) sığınırım. Eğer sen fenalıkdan bihakkın sakınan (bir insan) isen (çekil yanımdan).
19
(Ruuh da): "Ben ancak sana (günahlardan) pak bir oğlan verme (ye vesile olmak) için (o istiaaze etdiğin) Rabbinin elçisiyim" dedi.
20
O: "Benim nasıl bir oğlum olacakmış, dedi, (evlenib de) bana bir beşer dokunmamışdır. Ben bir iffetsiz de değilim."
21
(Ruuh) dedi: (Evet) öyledir. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: — O, bana göre pek kolay. Çünkü biz onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız. Zaten iş olub bitmişdir.
22
Nihayet ona (isaya) gebe kaldıkda bununla (karnındaki bu çocuğu ile ailesinden) uzak bir yere çekildi.
23
Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmıya) sevk etdi. "Keşki, dedi, bundan evvel öleydim, unutulub gideydim".
24
(24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."
25
(24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."
26
(24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."
27
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler: "Hey Meryem, andolsun sen acaib bir şey yapmışsın".
28
"Ey Haruunun kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın değildi".
29
Bunun üzerine (Meryem) ona (isaya) işaret etdi. "Biz, dediler, henüz beşikde bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz"?
30
(İsa dile gelib) dedi ki: "Ben hakıykat Allahın kuluyum. O, bana kitab verdi. Beni peygamber yapdı".
31
"Beni her nerede olursam mübarek kıldı. Bana, hayatda bulunduğum müddetçe namaz (kılmam) ı, zekat (vermem) i emretdi".
32
"Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni bir zorba, bir bedbaht yapmadı".
33
"Doğduğum gün de, öleceğim gün de, diri olarak (kabrimden) kaldırılacağım gün de selam (ve selamet) benim üzerimdedir".
34
İşte hakkında şek (ve ihtilaf) etmekde oldukları Meryem oğlu isa Hak kavlince budur.
35
Allahın evlad edinmesi (Hiç bir zaman) olmuş (şey) değildir. O, münezzehdir. O, bir işi (n olmasını) dileyince ona "Ol" der, o da oluverir.
36
"Şübhesiz ki Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O halde Ona kulluk edin. İşte biricik doğru yol budur".
37
Sonra fıkralar kendi aralarında ihtilaf etdi. Artık görecekleri büyük bir günün çetin azabı o kafirlerindir.
38
Onlar bize gelecekleri gün neler işidecekler, neler görecekler! Fakat o zaalimler (buna rağmen) bugün (haala) apaçık sapıklık içindedirler.
39
(Habibim) sen onları bulacağı vakt ile, emr (-i ilahi) nin yerini hasret (ve nedamet) günü ile korkut. Onlar gaflet içindedirler, onlar haala iman etmiyorlar.
40
Şübhe yok ki (bütün) arza ve onun üzerinde bulunan kimselere biz varis olacağız biz. Onlar (nihayet) ancak bize döndürüleceklerdir.
41
Kitabda Ibrahimi de an. Çünkü o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
42
Bir vakit o, babasına (şöyle) demişdi: "Ey babam, işitmez, görmez, sana hiç bir faidesi olmaz şeylere neye tapıyorsun"?
43
"Ey atam, bana muhakkak ki sana gelmeyen bir ilim gelmişdir. O halde bana uy da seni dümdüz bir yola çıkarayım".
44
"Ey babam, şeytana tapma. Çünkü şeytan, hakkıyle esirgeyen (Allah) a çok aasi olmuşdur".
45
"Ey babam, hakıykaten korkuyorum ki çok esirgeyen (Allahdan sana bir azab gelib çatar da şeytana yar olmuş olursun".
46
(Babası) dedi ki: "Ey İbrahim, sen benim Tanrılarımdan yüz mü çeviricisin? Andolsun ki vaz geçmezsen seni muhakkak taşlarım. Uzun bir müddet benden ayrıl, git".
47
(İbrahim şöyle) dedi: "Üstüne selamet. Senin için Rabbime istiğfar edeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır".
48
"Sizi ve Allahdan başka tapdıklarınızı bırakıb çekiliyorum. Rabbime düa ediyorum. Umulur ki Rabbime düa sayesinde (sizin gibi) bedbaht olmam".
49
İşte (İbrahim) onları ve Allahdan başka tapdıklarını bırakıb çekilince biz ona İshaakı ve Ya'kubu ihsan etdik ve her birini peygamber yapdık.
50
Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlad) lutfetdik. Onlar için çok yüce sadakat dili de verdik.
51
Kitabda Musayi da an. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş (bir zat) di. Resul bir peygamberdi.
52
Biz onu "Tuur" un sağ yanından nida etdik. Onu çok münacat eden bir kimse olarak yaklaşdırdık.
53
Onu, rahmetimiz cümlesinden, biraderi Harunu da bir peygamber olarak ihsan etdik.
54
Kitabda İsmaili de yadet. Çünkü o, va'dinde saadıkdı, resul bir peygamberdi.
55
Kavmine namaz (kılmayı), zekat (vermeyi) emr ederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişdi o.
56
Kitabda İdrisi de an. Çünkü o çok saadık bir peygamberdi.
57
Biz onu pek yüce bir yere yükseltdik.
58
İşte bunlar, Allahın kendilerine ni'metler verdikleri peygamberlerden, Ademin zürriyetinden, Nuuh ile beraber taşıdıklarımızdan, İbrahim ile İsrailin neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçdiğimiz kimselerdendir. Onlar çok esirgeyici (Allahın) ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
59
Sonra, arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki namazı bırakdılar, şehvetlerine uydular. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.
60
Tevbe edenler ve iyi amel ve hareketde bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayarak cennete,
61
Çok esirgeyici (Allahın) kullarına gıyaben va'd buyurduğu Adn cennetlerine gireceklerdir. Onun va'di şübhesiz yerini bulacakdır.
62
Orada selamdan başka hoş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da (ayaklarına gelecekdir).
63
O, öyle cennetdir ki biz ona kullarımızdan gerçekden müttakıy olan kişileri vaaris kılacağız.
64
Biz (elçiler) senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzde, ardımızda ve ikisinin arasında ne varsa Onundur. Senin Rabbin unutgan değildir.
65
(O), göklerin, yerin ve onların arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O halde sen Ona kulluk et ve kulluğunda da iyice sebat et. Onun bir adaşı olduğunu bilir misin? (Hayır, yokdur).
66
İnsan der ki: "Ben öldüğüm zaman mı, her halde diri olarak çıkarılacağım"?
67
İnsan düşünmez mi ki onu daha evvel ve O, bir şey değilken kendisini hakıykaten biz yaratdık.
68
Binaen'aleyh Rabbine andolsun ki biz onları da, şeytanları da elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları behemehal cehennemin etrafında diz üstü haazır tutacağız.
69
Sonra her ümmetden hangisi rahman olan (Allaha) karşı daha ziyade aasi ve cür'etkar olmuşsa muhakkak ve muhakkak (evvela onu) ayırıb atacağız.
70
Sonra biz ona (cehenneme) girib yanmıya daha çok layık olanları da elbet pek iyi bileniz.
71
Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere ille oraya (cehenneme) uğrıyacakdır. Bu, Rabbinin üzerine kat'i olarak aldığı, kazaa etdiği (bir şey) dir.
72
Sonra takvaaya erenleri kurtaracağız. Zaalimleri ise orada diz üstü düşmüş bir halde bırakacağız.
73
Kendilerine açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman küfr (-ü inkar) eden o adamlar mü'minlere: "İki zümreden hangisi ikaametgah i'tibariyle daha hayırlı, meclis ve topluluk bakımından daha güzeldir?" dediler.
74
Biz onlardan evvel nice asır (lar halkını) helak etdik ki onlar mal ve meta'ca da, gösterişce de daha güzeldiler.
75
De ki: "Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemaati (ve yardımcıları) daha zaif imiş, bileceklerdir.
76
Allah, hidayeti kabul edenlerin feyzini artırır. Bekaa bulacak iyi ameller Rabbinin nezdinde sevabca da hayırlıdır, aakıbetce de hayırlıdır.
77
(Şu) ayetlerimizi (inkar ile) kafir olan ve "Bana elbette mal ve evlad verilecekdir" diyen adamı gördün mü?
78
O, gayba mı vaakıf, yoksa çok esirgeyici (Allah) nezdinde bir ahid mi edinmiş?
79
Hayır, öyle değil. Biz onun söyleyegeldiği (sözü) yazar, azabını da uzatdıkca uzatırız.
80
Onun söyler olduğuna biz mirascı olacağız ve o, bize tek başına gelecekdir.
81
Onlar kendileri için bir izzet (ve kuvvet kaynağı) olsunlar diye Allahdan başka (düzme) Tanrılar edindiler.
82
Hayır, öyle değil. O (Tanrıları) onların tapmalarına küfredecekler, onların aleyhine (yardımcı ve) düşman olacaklar.
83
Görmedin mi biz kafirlerin başına, kendilerini alabildiğine (günaha tahrik ve) tehyic eden, şeytanları gönderdik.
84
Binaen'aleyh sen onlara karşı (azab istemekde) acele etme. Biz ancak onların (günlerini ve nefeslerini) sayıyoruz.
85
(85-86) Müttakıyleri O çok esirgeyici (Allahın) huzuruna (süvari elçiler gibi) toplayacağımız, günahkarları ise susuz olarak cehenneme süreceğimiz gün,
86
(85-86) Müttakıyleri O çok esirgeyici (Allahın) huzuruna (süvari elçiler gibi) toplayacağımız, günahkarları ise susuz olarak cehenneme süreceğimiz gün,
87
Çok esirgeyici (Allahın) nezdinde ahd edinmiş olanlardan başkaları şefaat (hakkına) malik olmayacaklardır.
88
Dediler ki: "Çok esirgeyici (Allah) bir evlad edindi".
89
Andolsun ki siz pek çirkin bir şey söylediniz.
90
(90-91) Onlar O çok esirgeyici (Allaha) bir evlad iddia etdiler diye, bu (sözden) dolayı nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar dağılıb çökecekdir.
91
(90-91) Onlar O çok esirgeyici (Allaha) bir evlad iddia etdiler diye, bu (sözden) dolayı nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar dağılıb çökecekdir.
92
Halbuki O çok esirgeyen (Allah) için bir evlad edinmek asla yakışmaz.
93
Göklerde ve yerde olan herkes, müstesna olmamak üzere, O çok esirgeyici (Allaha) mutlakaa kul olarak gelecekdir.
94
Andolsun ki O, bunları cem'iyyet olarak da saymış, ferdler olarak da saymışdır.
95
Onların her biri kıyamet günü Ona tek başına gelecekdir.
96
Hakıykat iman edib de iyi iyi işler yapanlar (yok mu?) çok esirgeyici (Allah) onlar için (gönüllerde) bir sevgi verecekdir.
97
İşte biz onu (Kur'anı) ancak onunla takva saahiblerini müjdeleyesin, (baatılda) mücadele ve inad edenleri korkutasın diye senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
98
Biz onlardan evvel nice asırlar (halkını) helak etdik. (Şimdi) bunlardan hiç birini hissediyor (görüyor), yahud gizli bir sesini bile işidiyor musun?